<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587</id><updated>2012-02-26T11:45:09.848-08:00</updated><title type='text'>Farklı Dünya</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>30</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-2521983292161423229</id><published>2012-02-26T11:44:00.001-08:00</published><updated>2012-02-26T11:45:09.852-08:00</updated><title type='text'>Beneath the Darkness (2011)</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-QyEjRE_irGM/T0qLjmSh8nI/AAAAAAAAAGA/HtaaML9FrCw/s1600/beneath-the-darkness-poster1.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-QyEjRE_irGM/T0qLjmSh8nI/AAAAAAAAAGA/HtaaML9FrCw/s320/beneath-the-darkness-poster1.jpg" width="225" /&gt;&lt;/a&gt;Uzun zamandır izlemekten uzak olduğum korku-gerilim türündeki filmleri izlemeye bu hafta başladım.Malum Oscar maratonu bitti.Ödülleri kimin alacağı da belli sayılır.Bende kişisel hobim olan korku sinemasına göz atmaya başladım.Öyle korku dediysem bu film için geçerli değil tabi.Tipik bir gerilim filmi ancak korku-gerilim türüne almak mümkün.Vasatı aşamayan bir 95 dakika ile ancak vakit geçirmek için izlenebilecek türden bir yapım.Filmin detaylarına biraz göz atalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu karısını başka bir adamla (Jack) yakalayan Ely adında 40'lı yaşlarında ki adam 2 yıl önce Jack'i mezarlıkta canlı canlı gömerek öldürmüştür.Olayların ardından Travis,Abby,Brian,Danny adında dört yakın arkadaş olanları yerinde görmek ister.Ely'nin evine gittiklerinde pencereden Ely ve yanındaki bayanı görürler.İlk bakışta hayalet sandıkları bu kişinin daha sonradan Ely'nin öldürdüğü karısı olduğunu anlamları ve arkadaşları Danny'nin ölümüyle sonuçlanacak ev kazasından henüz haberleri yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu olarak çok bilindik türden değil.Ancak senaryo da boşluklar fazla.Sahne geçişleri yeterli değil.Konunun sadece hayaletlere dayandırılmaması ilgi çekiciliğini kaybettirmiş çünkü Travis'in gördükleri ile Ely'nin yaşattıkları &amp;nbsp;fazlasıyla birbirinden uzak.Hayalet konusu filme hiç girmeseydi senaryo daha derli toplu olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncularından Tonny Oller filmi izleme sebebim.Kendisini Adele'nin dünyaca ünlü şarkısı ''Someone Like You'' şarkısına yaptığı cover klibiyle tanımıştım.Daha sonrasında ''Just the way you are'' şarkısına yaptığı cover ve kendi bestelediği ''When You're İn Love,My Heart'' şarkıları ile tanıdım.Harika bir sesi var.Yakışıklı da bir genç ama geliştirmesi gereken bir oyunculuğu var.Kendisini çok yakından takip ettiğim için bu ikinci filmini kaçırmadım.Filmde başrolü üstlenmesi onun adına olumlu fakat biraz soğuk geldi bana.2013 yılında çıkacak filminde daha iyisini bekliyorum.Ve gelelim Altın Küre adaylığı yaşamış kariyerine bu filmi de ekleyen Dennis Quaid'e.Tabiki filmin en iyisi o.Gençlerin yanında tecrübesiyle hemen ön plana çıkıyor.Rolünün hakkını vermeye çalışmış.Diğer yardımcı rollerdeki oyuncular genç kadro sayılır.Vasatın üstüne çıkamıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin kayde değer pek artı yönü yok.Müzikler ara sıra kendini hissettiriyor.Korkudan ziyade gerilim ve gizem türleri ön planda.Filmi izlemek isteyenlere pek tavsiye edesimde yok açıkcası ama karar sizin tabi.Unutmadan notumu da düşeyim Türkiye'de adı bile duyulmayan Tonny Oller'a dikkat diyorum.Şarkılarını dinlerseniz bana hak vereceksiniz..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[4.8]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-2521983292161423229?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/2521983292161423229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/beneath-darkness-2011.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/2521983292161423229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/2521983292161423229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/beneath-darkness-2011.html' title='Beneath the Darkness (2011)'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-QyEjRE_irGM/T0qLjmSh8nI/AAAAAAAAAGA/HtaaML9FrCw/s72-c/beneath-the-darkness-poster1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-3460168249240245849</id><published>2012-02-18T16:55:00.000-08:00</published><updated>2012-02-24T16:14:02.386-08:00</updated><title type='text'>Notre Dame'ın Kamburu (1982)</title><content type='html'>Dünya'nın en ünlü yazarlarından Victor Hugo bugün hala okullarda kitapları zorunlu olarak okutulan muhteşem bir yazar.Yazdığı her eserinde başarıyı yakalayan Hugo'nun en önemli eserlerinden Notre Dame'nin Kamburu tam 19 kez filme çekilen bir başyapıt.Kader temasını ele alan,Dönemin Fransa yaşantısından kesitler veren,insanların yoksulluk içinde yaşadığı o yıllara bizleri götüren bir başyapıt Notre Dame'nin Kamburu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceden kitabını okumuştum ancak hiç filmini izlemek nasip olmamıştı.Geçenlerde filmin dvdsini görünce tereddütsüz aldım ve arşivime yerleştirdim.Kitabı okuyanlar zaten bilir filmin konusunu.Filmde çirkin,kambur ve aynı zamanda çok güçlü Quasimodo'nun genç ve güzel bir çingene kızı olan Esmeralda ile tanışması ve ardından yaşanan dramatik olayları konu alıyor.Filmde Quaimodo'yu küçük bir bebek iken evlat edinen rahip Claude Frollo ve şair Pierre'nin &amp;nbsp;Esmeralda'ya olan aşkı önemli yer tutuyor.Kitaba göre Quasimodo Frollo'yu kilise kulesinin tepesinden atarken filmde kulede bıçakladığını görüyoruz.Bu kısmı değiştirmişler ancak daha iyi olduğunu da söylemeliyim.Konu zaten çok ünlü bir eserden alındığı için eleştirmeye gerek görmüyorum.Sadece tamamen kitaba bağlı kalınsa çok daha doğru bir film olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi almamdaki en büyük etkenlerden biri Anthony Hopkins.Henüz 45 yaşında çevirdiği bu filmiyle bir kez daha gönlümü fethetmeyi başarıyor usta oyuncu.45 yaşında 25 yaşındaki bir genci oynamanın zorluğu olsun,kambur yürümenin,topallayarak koşması olsun,konuşmaları olsun tam anlamıyla mükemmeldi.Fazla konuşma sahnesi yoktu ama beğeniyle izledim kendisini o bana yeter.Filmde Esmeralda karakterine hayat veren Lesley Anne Down'da başarılı sayılır aslında.Güzelliği daha çok ön planda olan oyuncu rolünün hakkını daha iyi verebilirdi ama.Yardımcı roldeki oyuncuların performansı da ortalamaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugüne kadar 19 kez sinemaya uyarlanan Notre Dame'nin Kamburu adlı eserin izlediğim ilk filmi olduğu için hangi uyarlamanın daha başarılı olduğu konusunda değerlendirmede bulunamayacağım ancak İMDb sitesine göre 6.7 olan bu filmin puanını 1939 çevrimi film 7.9 ile geçiyor.1923 (7.3),1997 (6.1),1956 (6.4) ise yapılan diğer filmlerin puanları.Buradan şunu da çıkarmak mümkün.Yapılan tüm filmler baz alınınca hala bugüne kadar çok iyi bir Notre Dame'nin Kamburu filmi yapılabilmiş değil ancak izlediğim bu yapım İMDb'nin tüm düşük puanına rağmen gönlümü fethetmeyi başardı.Açıkcası filmi izlerken ağladığımı da düşünürsem filmi beğenmişimdir.1939 ve 1923 yapımı uyarlamalarını da bulabilirsem bu 3 filmi karşılaştımak istiyorum.Anthony Hopkins için bile izlenecek türden güzel bir yapım.Benim bile ağladığım düşünülürse izmeniz geren bir film.Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.2]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-3460168249240245849?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/3460168249240245849/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/notre-damen-kamburu-1982.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/3460168249240245849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/3460168249240245849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/notre-damen-kamburu-1982.html' title='Notre Dame&apos;ın Kamburu (1982)'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-9189055929096141631</id><published>2012-02-12T08:16:00.000-08:00</published><updated>2012-02-12T08:16:08.761-08:00</updated><title type='text'>Müziğin Efsanesini Kaybettik /Whitney Houston (1963-2012)</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-JLf8DWI8fMI/TzflddSJpdI/AAAAAAAAAF4/tPiPQb1KH6I/s1600/20120212_whitney-houston-oldu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="239" src="http://1.bp.blogspot.com/-JLf8DWI8fMI/TzflddSJpdI/AAAAAAAAAF4/tPiPQb1KH6I/s320/20120212_whitney-houston-oldu.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Whitney Houston Dünyaca ünlü şarkıcı ve oyuncu olduğunu bilmeyen yoktur.Özellikle de Bodyguard filmiyle geniş kitlelerce tanınan ve filmde söylediği I Will Always Love You şarkısı ile hemen tüm ülkelerde müzik listelerinde uzunca bir süre bir numarada kalan efsane şarkının yaratıcısını dün gece kaybettik.Gece yarısından sonra aldığım üzücü haberle Houston hayranı biri olarak çok üzüldüm.Henüz 48 yaşında yaşama veda eden Houston'ın ölümüyle ilgili spekülasyonlar şimdiden başladı bile.Otel odasında ölü bulunduğu söylenen Houston'ın uyuşturucu bağımlısı olduğu için aşırı dozda uyuşturucu kullanımından öldüğü söyleniyor.Henüz müzik dünyasında Amy Winehouse ölümünün acısı geçmemişken Houston'ın ölümünün herkesi dehşete düşürmeye yetiyor.Dünyanın böyle bir sesi kaybetmesi büyük kayıp gerçekten..Houston'ın bu zamansız ölümünün ardından bize tek bir şey düşüyor..Allah Rahmet eğlesin.We will always love you (seni daima seveceğiz)...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-9189055929096141631?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/9189055929096141631/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/muzigin-efsanesini-kaybettik-whitney.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/9189055929096141631'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/9189055929096141631'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/muzigin-efsanesini-kaybettik-whitney.html' title='Müziğin Efsanesini Kaybettik /Whitney Houston (1963-2012)'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-JLf8DWI8fMI/TzflddSJpdI/AAAAAAAAAF4/tPiPQb1KH6I/s72-c/20120212_whitney-houston-oldu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7271514324924344175</id><published>2012-02-02T13:43:00.000-08:00</published><updated>2012-02-02T13:43:13.506-08:00</updated><title type='text'>Duyuru !</title><content type='html'>Kişisel anlamda okumayı çok seven biri olduğum için bloglarda seyahat etmeyi de çok seviyorum.Özellikle de Türk filmi izlemeyi seçerken ilk uğradığım durak Seyirci Koltuğu oluyor.Seyirci Koltuğu yaklaşık 1 yıl önce faaliyete geçen ve bloglar arasında saygın bir yer edinen değerli bir sinema sayfası.Sayfanın sahibi arkadaşımız da çok güzel bir etkinlik düşünmüş 1.yıl anısına.Bende etkinliği kendi bloğumdan payşarak şansımı arttırmak istedim.:)&lt;br /&gt;İşte etkinliğin yapıldığı sitenin linki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.seyircikoltugu.com/"&gt;http://www.seyircikoltugu.com/&lt;/a&gt;&amp;nbsp; katılımlarınız da bekleniyor :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7271514324924344175?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7271514324924344175/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/duyuru.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7271514324924344175'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7271514324924344175'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/02/duyuru.html' title='Duyuru !'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7739395800523852049</id><published>2012-01-29T13:08:00.000-08:00</published><updated>2012-01-29T13:13:32.209-08:00</updated><title type='text'>Blue Valentine [2010]</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-cgm8ZaDIypE/TyW1JPBlICI/AAAAAAAAAFw/wbB7BiCBUog/s1600/Blue+Valentine+(4).jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-cgm8ZaDIypE/TyW1JPBlICI/AAAAAAAAAFw/wbB7BiCBUog/s320/Blue+Valentine+(4).jpg" width="185" /&gt;&lt;/a&gt;Bu aralar film izleme trafiğim çok yoğun hem Oscar adayları hem eski filmler hem de geçmiş yılların filmlerini izlemeye çalışıyorum.Yaklaşık 5-6 gün daha böyle devam edecek gibi gözüküyor ve izlediğim filmin kritiğini buraya yetiştirmeye çalışıyorum.Seyir defterimde bugün Blue Valentine var..2010 yapımı filmde başrolleri Ryan Gosling ve Michelle Williams paylaşıyor.Psikolojik etkisi de yüksek olan filmi beğenmemeniz için hiç bir neden yok gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusu Cindy adında tıp okuyan bir kızın erkek arkadaşı Bobby'den hamile kalması sonucu çaresizliğiyle başlıyor.Aslında film böyle başlamıyor ama olayların sıralaması bu şekilde.Filmin kurgusu farklı bayağı..Cindy daha sonra Dean adında okumamış ve çok yetenekli bir adamla tanışıyor.Dean ile bebek konusu yüzünden acele bir şekilde evleniyor ve çocuk ta doğuyor bu arada.Ancak düzgün bir şekilde evlilik planı yapmayan ikili daha sonra birbirinden soğumaya başlıyor ki bu da Dean'ın aşırı sahiplenme duygusu sayesinde oluyor.Film sürekli olarak iki farklı zamanda ilerliyor.Önce Dean ile Cindy evliyken sonra da Bobby'i görmesinden sonra film eski zamanlara gidiyor ve hep bu şekilde film devam ediyor.Ve sonunda da ayrılıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı kurgusuyla 11 yıl üzerinde çalışılmış bir senaryo ile iyi iş çıkaran Derek Cianfrance kısa kariyerinde zirve yapıyor filmde.Filmi ve senaryosunu kaleme alan Derek ileride iyi yapacak yönetmenlerden biri durumunda.Derek oyuncu seçiminde de başarıya ulaşmış görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin başrol oyuncularından Ryan Gosling genç bir yetenek.The Believer ile tanınmaya başlayan Gosling en büyük zirvesini benimde hala unutamadığım The Notbook filminde yaşıyor.2006 yılınnda Half Nelson ile Oscar'a aday olan Gosling bu filmden sonra kariyerinin en parlak dönemini üç film çevirdiği 2011 yılında yaşıyor.Bu yıl çevirdiği filmlerin fazla detayına girmez isek Ryan çok başarılı bir oyuncu gerçekten.Sürekli kaliteli yapımlarda rol alması onu fazlasıyla meşhur ediyor.Blue Valentine filminde de gayet iyi performans sergileyen Ryan mutlaka Oscar Ödülü alır gibime geliyor ilerki yıllarda..Filmde en çok dikkatimi çeken Michelle Williams oldu.Filmi izlemeden önce Ryan'ın aday olduğunu sanmıştım ama az önce baktığımda Oscar'a Williams aday olmuş bu filmle.Açıkcası daha mutlu oldum çünkü Williams bu filmde daha iyiydi Goling'e göre.Kariyerinde bu yılı da sayarsak 3 tane Oscar adaylığı bulunan Williams çok başarılı bir yetenek.Dowson's Creek dizisinde başrol oynayarak kendini tanıtan Williams efsane film Brokeback Dağı ile Oscar adaylığı kapmıştı.Ardından Zindan Adası filminde ufak bir rol oynayan Williams Blue Valentine ile de Oscar'a aday oldu.Açıkcası filmde çok başarılı buldum kendisini.Farklı bir güzelliği olduğu kesin.Kaldı ki Marilyn Monroe gibi bir güzel kadının hayatını oynadığı My Week with Marilyn filminde mükemmel bir performans sergilemiş.Williams gerçekten çok başarılı bir isim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en beğendiğim yanı kurgusu oldu tabi.Oyunculuk performansları ve müzikte es geçilmemeli.Yine çok güzel bir film izledim.Açıkçası izlenmesi gereken önemli bir film diye düşünüyorum..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.5]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7739395800523852049?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7739395800523852049/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/blue-valentine-2010.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7739395800523852049'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7739395800523852049'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/blue-valentine-2010.html' title='Blue Valentine [2010]'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-cgm8ZaDIypE/TyW1JPBlICI/AAAAAAAAAFw/wbB7BiCBUog/s72-c/Blue+Valentine+(4).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-518758083259052405</id><published>2012-01-28T17:23:00.000-08:00</published><updated>2012-02-18T16:56:01.921-08:00</updated><title type='text'>X Men Serisi (1-2-3)    /Part 1/</title><content type='html'>X Men (2000)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kQnwZ3xfz4g/TySfJHkg96I/AAAAAAAAAFY/pBRJjBVpiFY/s1600/MV5BMTYxMTEzNTgzM15BMl5BanBnXkFtZTcwMjg1MzAwMQ@@._V1._SY317_CR11,0,214,317_.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/-kQnwZ3xfz4g/TySfJHkg96I/AAAAAAAAAFY/pBRJjBVpiFY/s1600/MV5BMTYxMTEzNTgzM15BMl5BanBnXkFtZTcwMjg1MzAwMQ@@._V1._SY317_CR11,0,214,317_.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Beni tanıyan arkadaşlarım iyi bilirler bu tarz filmleri izlemediğimi, ara sıra denk geldikçe izlediğimi..Dünyaca ünlü Matrix serisini bile izlemeyen ben hazır okullar da açılmamışken böyle bir seriye başlama ihtiyacını kendimde hissettim.Tercihimi X Men'den yana kullandım çünkü bana hep yakın gelmiştir nedense.Ve dün gece izlemeye başladığım seride 3 filmi bitirdim kaldı iki film.Gelelim serinin ilk filmine...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeyenler için biraz bilgi verirsek seride temel konu mutantlar üzerine kurulu.İnsan görünümlü mutantların özel yetenekleri var.Zaten filmi de çekici kılan unsur bu.Serinin ilk filminde eski iki dost olan Profesör Charles ile Eric arasındaki mutant savaşını konu alıyor.Serinin bu ilk bölümü diğer filmleri anlamamız açısından önemli çünkü karakterlerin özellikleri,nerede yaşadıkları ve kimlerle savaştıklarını bu bölümde öğreniyoruz.Profesör Charles bir mutant okulu kurup okulda eğitim gören mutant öğrencileri yardımcılarıyla eğitirken Eric ise kendi mutantlarından oluşan grubunu insanları yok etme amacına ulaştırmaya çalışır.Bu da iki grup arasında savaş neden olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde Hugh Jackman, Wolverine karakterine hayat veriyor.Henüz geçmişi hakkında bu filmde pek birşey bilmediğimiz Wolverine karakterini ilerki bölümlerde tanıyoruz.Filmde Profesör Charles eğitimli ve çok güçlü bir mutant olarak karşımıza çıkıyor.Yürüme engelli Charles buna karşın çok güçlü.Filmde sevgili olan iki mutanttan Scott karakteri gözlükleri sayesinde çevresindeki şeyleri yok edebiliyor.Scott karakterini James Marsden canlandırıyor.Sevgilisi rolünde izlediğimiz nesneleri hareket ettirmekten tutunda çok güçlü bir beyne sahip olan Jean karakteri seride kilit rol oynayan isimlerden.Jean karakterini Famke Janssen canlandırıyor.Filmde hava olaylarını kontrol edebilen bir diğer önemli karakter Ororo'ya ise Halle Berry hayat veriyor.Filmde okulda bulunan öğrencilerinde özellikleri var tabi..Örnek vermek gerekirse buz adam,ateş adam,dokunduğu kişiyi öldürebilecek yeteneğe sahip öğrencilerle fantastik bir maceraya çıkmış oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim yorumuma.Filmi bu tarzlardan ne kadar hoşlanmasam da beğendim.Zaten anlaşılacağı üzere 3 bölümünü bitirdim bile.Filmin efektleri,ses kurgusu olsun ve karakter özellikleri olsun gayet iyi düşünülmüş.Ara ara sıksa da iyi bir bilim kurgu fantastik tarzda bir film.Oyuncuların performansı açıkçası bu tarz filmlerde önemli olmadığı için pek bakmıyorum ama Hugh Jackman berbat saç modeline rağmen seri ile beraber bayağı bir ünlendi.Prestij filminde de başrol oynadı ki özellikle Nolan hakkında en çok vurguladığım oyuncularından çok yüksek verim almayı bekleyen bir yönetmen tarafından seçilmesi de kaliteli bir isim olduğuna inandırıyor beni..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.0]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X Men 2 (2003)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Sz-11etqASE/TySfVuA3IFI/AAAAAAAAAFo/ySW2zedqXaQ/s1600/x-men-2-film-izle.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-Sz-11etqASE/TySfVuA3IFI/AAAAAAAAAFo/ySW2zedqXaQ/s320/x-men-2-film-izle.jpg" width="226" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Serinin ikinci filmi daha uzun ve daha aksiyonu bol sahnelerden oluşuyor.İlk filmin başarısını tekrarlayan filmin bu seferki konusu ABD'nin askeri mevkilerinde uzun yıllar yer almış bir mutant düşmanı olan William Stryker'ın mutantlara karşı açtığı yok etme savaşını konu alıyor.Filmde bu sefer Eric ve profesör Charles'in ekiplerinin birleşip bir güç olarak Stryker'ın karşısına çıktığını görüyoruz.Filmin hemen başında ABD başkanına saldırılması sonucu başlayan savaştan galip mutantlar çıkıyor tabiki ama Charles'in ekibinin beyni Jean kayboluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serinin bu bölümünde Jean'ın kaybolması (filmde öldü şeklinde anlatılıyor) seriye bomba gibi düşüyor açıkçası ama bazı sıkıcı sahnelerden kurtaramıyor yine de bizi.İki saat süren filmde savaş sahneleri yine çok güzel ancak barajın yıkılma sahnesi 2003 yapımı bir filme hiç yakışmamış dolayısıyla görsel efektleri zayıf olarak karşımıza çıkıyor bu durum.Serinin bu bölümünde ekibe filmin başında başkana süikast tarzı bir şey düzenleyen Kurt Wagner karakteri ile Alan Cumming karakteri katılıyor.Ayrıca ateş yaratma gücüne sahip John karakteride saf değiştiryor filmde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada serinin ilk iki filminde dikkat çekmek istediğim birşey var nedense Wolverine en ön plana hiç çıkmıyor filmde ancak bu bölümde Wolverine'i kimin yarattığını öğreniyoruz.Geçmişi hakkında bir şey hatırlamayan Wolverine 4.filmde sanırım geçmişi anlatılacak.Benim yorumuma gelirsek yine aksiyonu bol bir bölümdü.İlk filmin kalitesini kaybetmemesi önemliydi.Puanımı aynı vermemdeki tek sebep serinin aynı güzellikte gitmesi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.0]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;X Men 3:Son Direniş [2006]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-zIRKh61t5Xg/TySfLdD3doI/AAAAAAAAAFg/mFv_YKz5_Po/s1600/0575a9a27871828.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-zIRKh61t5Xg/TySfLdD3doI/AAAAAAAAAFg/mFv_YKz5_Po/s320/0575a9a27871828.jpg" width="233" /&gt;&lt;/a&gt;Üç yılda bir çekilen serinin bu son filmi belki de en heyecanlı bölümüydü bugüne kadar.Bu bölümün konusuna bakacak olursak serinin bu filminde mutantları insana dönüştürmek için ilaç üreten Amerikan hükümetinin mutantlarla savaşını anlatıyor daha doğrusu Eric'in ordusuyla savaşını..Hükümetin ilaç üretimine sert tepki veren Eric bunun mutant soyunu bitireceği için ilacın kaynağı Alcatraz adasındaki çocuğu alarak yok etmek ister ancak Charles'in ekibide ilaç konusunda öğrencilere baskı uygulamadığı için Eric tarafından tepki çeker ve Charles'in grubundan sadece bir kız erkek arkadaşını geri istediği için insan haline döner.Ayrıca serinin bu bölümünde gölde kaybolan Jean geri gelerek Scott ve Charles'ı öldürür.Hareketleri oldukça değişen Jean Eric'in ekibine katılır.Charles'in ekibinden geriye sadece Kurt,Wolverine ve Ohoho kalmıştır.Eric'in Alcatraz Savaşı'nda askerlere destek veren Charles ekibi 3 öğreciyide yanına alarak Alcatraz'da ki çocuğu kurtarmaya gider.Filmin en sonunda ise Jean kendisini seven adam Wolverine tarafından öldürülür.Ayrıca Eric'te mutant halinden insan haline döner ve Eric'in ekibi dağılır.Serinin bu bölümünde başkanın oğlunun bile mutant olduğunu görüyoruz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oldukça aksiyon dolu sahneleri olan serinin bu bölümünden daha fazla keyif aldığımı söylemeliyim.Başrol oyuncularının üç tanesinin gitmesi seriyi etkilemicektir çünkü ilerleyen bölümlerde yeni karakterlerin katılması daha güzel tabi..Ayrıca Wolverine karatelerini her bölümde biraz daha tanımış oluyoruz.Herkesin olduğu gibi benimde favori karakterim var o da Ohoho..Umarım diğer filmlerde de görürüm kendisini çünkü çok başarılı bir karakter.Dördüncü filmi merakla bekliyorum diyebilirim ama izleyeceğim filmlerin sıkışıklığından pazartesi gününe kalacaktır mutlaka..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.1]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-518758083259052405?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/518758083259052405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/x-men-serisi-1-2-3-part-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/518758083259052405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/518758083259052405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/x-men-serisi-1-2-3-part-1.html' title='X Men Serisi (1-2-3)    /Part 1/'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kQnwZ3xfz4g/TySfJHkg96I/AAAAAAAAAFY/pBRJjBVpiFY/s72-c/MV5BMTYxMTEzNTgzM15BMl5BanBnXkFtZTcwMjg1MzAwMQ@@._V1._SY317_CR11,0,214,317_.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-241013643282910306</id><published>2012-01-27T08:23:00.000-08:00</published><updated>2012-01-27T08:23:03.290-08:00</updated><title type='text'>Titanic Özel Dosyası / A Night to Remember / 1958/</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-meIm1w8sRUQ/TyLPV1gjZqI/AAAAAAAAAFQ/opcZmG9B8ns/s1600/Night+to+Remember.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-meIm1w8sRUQ/TyLPV1gjZqI/AAAAAAAAAFQ/opcZmG9B8ns/s320/Night+to+Remember.jpg" width="185" /&gt;&lt;/a&gt;Titanic özel dosyasını açmamdaki en büyük neden Titanic filmine duyduğum inanılmaz aştır.Yaklaşık 2 yıldır Titanic hakkında bilgiler elde etmeye çalışıyorum ne kadar amatörce olsa da.Bunlardan en büyük kaynaklarımdan birisi de kuşkusuz 1958 yapımı kült film A Night to Remember.Filmde bir aşk yok ama Titanic hakkında ve özellikle de 14 Nisan gecesi hakkında birçok bilgi mevcut.Filmin en büyük değeri de bu zaten.James Cameron'nın da bu bilgiler ışığında Titanic filmini hazırladığını söylersek yanlış yapmayız zaten.Kaldı ki Titanic filmin Titanic yapan da geminin özellikleri,batışı vs. değil Jake ile Rose'un destansı aşkıydı.Gelelim İMDb sitesinden 8.0 alan &amp;nbsp;(Titainc 7.5 almıştı) filmin detaylarına..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle İMDb puanına bakarak bu filmin daha güzel olduğunu söylememiz zor çünkü İMDb puanında dünyanın en iyi filmilerinin bile (en iyi Titanic) puanın düştüğünü görüyoruz.Bunun sebebi açık tabi bilerek puan düşürüyorlar.Bu konuda bir yazı bile yazmayı düşünüyorum zaten.Neyse geçelim filmin hikayesine.Bilindiği gibi Tanrı'nın bile batırılamayacağının söylendiği,dünyanın en lüks ve en büyük gemisinin henüz ilk seferinde bu filme göre 'küçük' bir buz dağına çarparak okyanusun dibini boylaması anlatılıyor.Ama filmde aşk yok tabi.Filmde asıl anlatılmak istenen 14 Nisan gecesi.Zaten ilk üç gün kısaca bir özet geçirilip filmde direk 14 Nisan gecesi konu alınıyor.Geminin nasıl battığı,yardımların kimden ve ne kadar sürede geldiği,filikaların yeterli sayıda olmamaları ve geminin uyarıları dikkate almadığı genel itibariyle konu edilmiş.Filmin senaryosunda gerçek bilgiler var tabi ki.Filmin yapımında Titanic gemisinin 4.kaptanı ve kazazedelerin hatırladıklarını anlatması büyük rol oynamış.Özellikle de 4.kaptanın anlattıkları çok önemli çünkü Titanic'in batışı hakkında çok fazla bilgiye sahip.&lt;br /&gt;Kısacası çok harika bir senaryosu var ve günümüz Titanic filmine de bu anlamda kaynaklık ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin yapımcılarından William Mac Quitty'de Titanic faciasından kurtulan isimlerden biriydi.Kurtulduğunda 6 yaşında olan William facia hakkında epey bilgiye sahipmiş.Bu arada filmin batış sahneleri 1943 yapımı Nazi propanganda filmi olan Titanic filminden alındığı söyleniyor ancak ne kadar gerçek bilemeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin Altın Küre Ödülleri'nde En İyi Yabancı Film dalında ödüle layık görülmesi filmin kalitesini kanıtlıyor.Filmin yanlız Oscar adaylığı bulunmuyor.Zaten Akademi bu tarz filmleri es geçtiği için pek üzerinde durmamak lazım.2208 kişinin bulunduğu gemide filikaların alabileceği yolcu sayısı ise 1200 sadece.Ve genel anlamda hep 1.sınıf yolcularının kurtulduğu faciada 3.sınıf yolcularında şans bile tanımıyor.Filikaların hepsi dolduğunda ancak izin veriyorlar gitmelerine.Bariz bir şekilde sınıf ayrımcılığının yapıldığı film bu noktaya dikkat çekerken en önemli dikkat çektiği nokta ise geminin uyarıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Carpathia gemisinden alınan onca uyarıya rağmen görmezden gelinen ve yola devam eden Titanic batmadan bir yarım saat önce Carpathia gemisinin sadece 10 mil uzağında iken yola devam ettiği için 58 mil uzağında kalıyor ve Carpathia olay yerine son hız almasında rağmen 4 saatte varabiliyor.Titanic gemisinin yardım fişeklerini birçok fırlatmasına rağmen bunları görmezden gelen bir diğer gemi ise çok yakınında olmasına rağmen uyarıları dikkate almıyor.Titanic'in 2.45'te sulara gömülmesi de büyük bir talihsizlik çünkü filmde de görüldüğü gibi diğer gemilerde çoğu mürettebat uyurken şanslı bir zamanda Carpathia'nın telsizi duyması da büyük bir şans yoksa kurtulan yolcuların bile donarak ölmesi de bir ihtimaldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmi çok beğendiğimi de belirtmeliyim.Yapım yılına göre oldukça başarılı olan filmi mutlaka izlemelisiniz.Titanic'in batış hikayesini en iyi anlatan film kesinlikle.Arşivlerde yerini alması gereken bir yapım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.5]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-241013643282910306?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/241013643282910306/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/titanic-ozel-dosyas-night-to-remember.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/241013643282910306'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/241013643282910306'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/titanic-ozel-dosyas-night-to-remember.html' title='Titanic Özel Dosyası / A Night to Remember / 1958/'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-meIm1w8sRUQ/TyLPV1gjZqI/AAAAAAAAAFQ/opcZmG9B8ns/s72-c/Night+to+Remember.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-6019826486957072116</id><published>2012-01-26T13:42:00.000-08:00</published><updated>2012-01-26T13:42:41.666-08:00</updated><title type='text'>Alcatraz Efsanesi'nden seçmeler /Alcatraz Kuşçusu/</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-ZTocE5Rn9T0/TyHIqX-kOAI/AAAAAAAAAFI/MWqVj8lSksE/s1600/birdman-of-alcatraz.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/-ZTocE5Rn9T0/TyHIqX-kOAI/AAAAAAAAAFI/MWqVj8lSksE/s320/birdman-of-alcatraz.jpg" width="227" /&gt;&lt;/a&gt;Geçen aylarda bir televizyon kanalında izlediğim bir belgselde Alcatraz Hapisanesi tanıtılıyordu.Çok merak ettiğim için sonunda kadar izledim belgeseli.Bir takım notlarda aldım her zamanki gibi tabi.Ve o günden sonra gizemli Alcatraz'ı araştırmaya koyuldum.Alcatraz hakkında bugüne kadar 20'den fazla film sinemaya aktarılmış.&lt;br /&gt;En ünlüleri ise Alcatraz Kuşçusu ile Escape From Alcatraz filmleriymiş.Tabi konusu itibariyle beni en çok çeken Alcatraz kuşçusu filmi oldu ve onunla başladın Alcatraz serüvenime.Kısa da bir not düşeyim Oscar ile artık fazla uğraşmamayı kafama koydum çünkü verdikleri ödülleri beğenmiyorum.O yüzden araştırma dosyası olarak Alcatraz'ı açtım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birdman of Alcatraz filmi 1962 yılı yapımı eski bir film.Film tesadüftür Alcatraz'ın kapatılmasından 1 yıl önce beyazperdeye aktartılmış.Thomas E. Gaddis adlı yazarın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan filmde ana konu Alcatraz değil aslında.Robert Stroud adlı çok zeki ve becerikli bir mahkumun trajik hikayesini konu alıyor.&lt;br /&gt;1912 yılında 24 yaşında Kansas'ta ki Leavenworth Hapisanesine gönderilen Robert'ın önce diğer mahkumlarla ardından gardiyanı öldürmesiyle ilk olarak ömür boyu ardından idam cezası ve annesinin başkandan yardım istemesi sonucu tekrar ömür boyu hücre hapsine karar verilen Robert'ın voltada ıslanmak üzere bulduğu yavru serçeyi hücresine alıp beslemeye başlaması ve ardından serçeyi eğitmesi ile hapishane müdürünün etkilenmesi sonucu serçeye bakma izni verilmesi ve Robert'ın daha sonra serçeye su içeceği kap ve kümes yapıp yeteneğini sergilediği zamanlardan sonra git gide artan kuşların fazlalığı sebebiyle o güne kadar sebebini kimsenin bilmediği ve tedavisinin kimse tarafından yapılamadığı ancak Robert'ın çeşitli deneyler sonucu bu hastalıklar hakkında buluşlar ortaya koyması ve Robert'ın Ornitoloji alanında uzmanlaşmasını anlatıyor film.Oldukça uzun olan filmde Robert'ın hapishanede evlenmesi,annesi ile olan ilişkisi ve Alcatraz günleri de filme yansıtılıyor.Senaryo uyarlamada olsa çok başarılı.İnsanlara Alcatraz'ın gizemli tarihi hakkında bilgi vermeleri çok güzel bir olay tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncu kadrosu da başarılı.Robert karakterini canlandıran Burt Lancaster başarılı performansıyla Oscar adaylığı bile yakalıyor filmde ancak alamıyor.Filmin oyunculuk dalında 2 tane daha Oscar adayı var ki onlar da yardımcı rollerde izlediğimiz Telly Savalas ile Thelma Ritter.Oyunculuk anlamında başarılı olan filmi takdir etmek gerekir tabi.Çekildiği döneme göre de gayet iyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en keyifli sahneleri tabi ki Robert ile serçenin sahneleri..Küçük bir serçenin doğduğu sahne,serçenin yeteneklerini gösterdiği sahne ve uçmayı öğrendiği sahneler çok hoş.Film ne kadar uzun olsa da sıkmamasının temel nedeni sahnelerin sizi adeta içine çekmesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-0ImIK4TvNdg/TyHIoJPfqdI/AAAAAAAAAFA/kwDFvog8f_k/s1600/N-09-LEAVEN8_Large.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="202" src="http://3.bp.blogspot.com/-0ImIK4TvNdg/TyHIoJPfqdI/AAAAAAAAAFA/kwDFvog8f_k/s320/N-09-LEAVEN8_Large.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Filmde Alcatraz hakkında pek bir bilgi verilmiyor bir biyografi olduğu için ama yinede Alcatraz hakkında az da olsa bilgiye sahip olabiliyorsunuz.Filmde ayrıca Alcatraz tarihinin en büyük isyanı yada kaçma olayı diye nitelendirebilceğimiz 1946 olayları da işlenmiş.3 hükümlü ile 2 güvenlik görevlisinin öldüğü olaylarda Robert sağ olarak kurtulmuş.Tabi Robert'ın olaylar sırasında 56 yaşında olduğu için olaylara aktif olarak katılmadığını gösteriyor film bizlere..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmden çıkarılacak dersler de var tabi.Çok zeki bir adamın tutuksuz yargılanmasına bile izin vermeyenikitap basmasını bile engellemeye çalışan ancak tüm bunların arkasında çok güçlü bir adam olan Robert'ın hikayesi ibretlik.Hayatının 51 yılını (?) hapiste geçiren tahminen 45 yılını da yanlız hücresinde geçiren,araba kullanmayı bilmeyen,televizyonu görmeyen biri olarak yaşadı ve aramızdan ayrıldı Robert.Hayatının çekildiği 1962 yılında yapılan bu film bile izletilmedi kendisine.Ancak ben ve bütün ABD biliyor ki Robert Alcatraz tarihinin en masum mahkumuydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Robet'ın da dediği gibi ''Televiyonu görmedim belki ama anlatılanlara göre görmemede gerek yok bence''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.8]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-6019826486957072116?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/6019826486957072116/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/alcatraz-efsanesinden-secmeler-alcatraz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/6019826486957072116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/6019826486957072116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/alcatraz-efsanesinden-secmeler-alcatraz.html' title='Alcatraz Efsanesi&apos;nden seçmeler /Alcatraz Kuşçusu/'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-ZTocE5Rn9T0/TyHIqX-kOAI/AAAAAAAAAFI/MWqVj8lSksE/s72-c/birdman-of-alcatraz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-370339151765041603</id><published>2012-01-25T16:01:00.000-08:00</published><updated>2012-01-25T16:01:23.228-08:00</updated><title type='text'>1.Farklı Dünya Ödülleri En İyi Türk Filmi Adayı / Bir Zamanlar Anadolu'da</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-QGsSaTKTPtg/TyCXwN8rnrI/AAAAAAAAAE4/Ufv-4pl-TUg/s1600/bir-zamanlar-anadolu-da_238440.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-QGsSaTKTPtg/TyCXwN8rnrI/AAAAAAAAAE4/Ufv-4pl-TUg/s320/bir-zamanlar-anadolu-da_238440.jpg" width="250" /&gt;&lt;/a&gt;Daha önceki yazılarımdan birinde Türk Sinemasının dibe vurduğunu yazmıştım.Ancak birkaç isim dışında bu genellemeyi yaptığımı da söylemiştim.Bunlardan biri olan Nuri Bilge Ceylan yaptığı her filmiyle Türk Sineması ile kendi sineması arasındaki kalite farkını açıyor.En hazmedemediğim ise batıya açık bir ülke olan Türkiye'nin her türlü özgür imkanı varken İran gibi kadınların recm cezasına bile çarptırıldığı bir ülkenin sinemasından bile çok geride olmamız.Öyle ki İran sineması bu yıl Oscar Ödülleri'ne aday gönderdiği A Seperation filmi 2 dalda Oscar'a aday oldu.Türk Sineması hala aynı seviyelerde yani berbat.1980 ler sonu komedi sinemasının bittiğini,korku sinemasının başlamadan bir film dışında bittiğini,müzikal sinemasının 60 yıldır başlayamadığını herkes biliyor.Tüm bu olumsuzluklara rağmen Nuri Bilge Ceylan filmleriyle övünebiliyoruz işte 2-3 senede bir.&lt;br /&gt;Her filmiyle üstüne daha fazla şey koyan Ceylan'ın son filmi Bir Zamanlar Anadolu'da bu yılın Türkiye için Oscar adayıydı.Ancak Akademi üyelerinin fazla sevmediği tarzda ilerleyen filmimiz son 9 filme bile kalamadı.Bence en azından adaylık elde etmeliydi düşüncesindeyim.Nitekim kendi ödüllerimde En İyi Türk Filmi dalında adaylık verdim.150 dakika süren filmin belki de tek olumsuz yanı olan süresi Cannes Film Festivali'nde bile eleştiriye maruz kalmıştı ama Jüri Büyük Ödülü ile dönmeyi başarmıştı.Gelelim filmin detaylarına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Zamanlar Anadolu'da senaryo açısından çok doyurucu bir yapım.Çoğu Türk filminden farklı bir noktada duran filmin senaryosunu Nuri Bilge Ceylan,Ebru Ceylan ve Ercan Kesal kaleme almış.Filmde işlenen bir cinayetin ardından bir savcı,bir polis ve bir doktorun cinayet sonrası yaşadıkları gerilim dolu anlar konu alınmış.&lt;br /&gt;Senaryonun doğallığı hemen göze çarpıyor.Çeşitli tarzda konuşmalar (özellikle manda yoğurdu sanhesi) ve hafif günlük konuşma tarzı sizi hemen filme çekiyor.Diğer filmlerinin pek takip etmememe rağmen Ceylan sinemasının en fazla diyalog bulunduran filmiymiş.Filmde anlatılan ilginç hikayeler ve Anadolu insanının sorunlarıyla da hafif gönderme yapan bir senaryoya sahip.Tekrar etmekte fayda var senaryonun doğallığı en iyi yanı.Filmin yarısının da yollarda geçtiğini belirtelim.Ufak ta bir not düşeyim araya konulan bazı esprili sahneler çok güzel düşünülmüş.Özellikle de otopsi sahnesinde bayağı bir güldüğümü hatırlıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncularına geçersek şaşırdığım en büyük noktayı söylemeliyim hemen.Yılmaz Erdoğan müthiş oynamış.Eskiden Bir Demet Tiyatro ve Vizontele filmleri dışında günümüzdeki filmlerini ve yapmış olduğu programlarını pek sevemediğim Erdoğan bu filmiyle ne kadar usta olduğunu kanıtlamış gerçekten.Filmde doktor rolünü oynayan Muhammet Uzuner ve savcı rolündeki Taner Birsel de güzel oyuna katkıda bulunan iyi oyunculuk performansları sergiliyorlar.Filmde katil rolündeki Fırat Tanış bakışlarıyla bile rolünü iyi oynadığını gösteriyor bizlere.Filmde köy sahnelerindeki oyuncularında doğal olması artı bir hava katıyor filme..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim anladığım kadarıyla Akademi yavaş kurgudan ve hafif senaryodan pek hoşlanmıyor gibi.Bir Zamanlar Anadolu'da filminin Oscar'a aday olamamasını buna bağlıyorum.Bir de süresi itibariyle sıkılan Akademi üyeri olmuşlardır ama onların da Aavatar'ları çok uzundu valla :) Yine de aday olması bizim için bir umut olacaktı gelecek adına ama olmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri Bilge Ceylan hakkında uzun uzun dil dökmeye gerek yok zaten.Kariyeri başarılarla dolu bir insanı eleştirmek bana fazla doğru gelmiyor kaldı ki eleştirim olumlu bile olsa.Tek cümleyle diğer filmini beklediğimi söylemeliyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin gereğinden fazla 15 dakika kadar uzadığını düşünüyorum.Kaldıki senaryoyla orantılarsak 15 dakika oldukça ideal olur.Yine de Ceylan'ı böyle bir filmi sinemamıza kazandırdığı için teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ceylan'ın SİYAD Ödülleri'ne takım elbise giymeden gittiği epey tartışılmıştı.Ben bunu şu şekilde yorumlamak istiyorum.Bence Ceylan SİYAD Ödülleri'nin siz günlük aktivitelerden farklı değilsiniz özel bir doğum günü yada özel bir ödül töreni olarak göremiyorum sizi diyor sanki.Eğer öyleyse brova derim :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7.8]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-370339151765041603?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/370339151765041603/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/1farkl-dunya-odulleri-en-iyi-turk-filmi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/370339151765041603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/370339151765041603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/1farkl-dunya-odulleri-en-iyi-turk-filmi.html' title='1.Farklı Dünya Ödülleri En İyi Türk Filmi Adayı / Bir Zamanlar Anadolu&apos;da'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-QGsSaTKTPtg/TyCXwN8rnrI/AAAAAAAAAE4/Ufv-4pl-TUg/s72-c/bir-zamanlar-anadolu-da_238440.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-3242500137268378207</id><published>2012-01-25T08:37:00.000-08:00</published><updated>2012-01-25T08:37:54.955-08:00</updated><title type='text'>Oscar'a Koşanlar /Part 6/  The Artist</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-r8CCgx7eR5g/TyAvs3WNV1I/AAAAAAAAAEw/YzsL6Y9tKXU/s1600/artist20111.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-r8CCgx7eR5g/TyAvs3WNV1I/AAAAAAAAAEw/YzsL6Y9tKXU/s320/artist20111.jpg" width="235" /&gt;&lt;/a&gt;Akademi tarihinin Wings filmine verdiği En iyi film Oscar'ın dan sonra ilk kez bir sessiz filmin Oscar Ödülleri'ne En İyi Film dalında aday olması ve kazanacak gibi görünmesi çok ilginç.Benim içinde ilk kez tecrübe olan sessiz film denemesi The Artist filmine kısmetmiş.Hollywood'ın bıkkınlık vermeye başlayan senaryoların arkasında duran sessiz ama muhteşem bir film olan The Artist şuana kadar izlediğim yılın en iyi filmi.Filmin siyah beyaz ve sessiz olmasa bir esprisi kalır mı soruları çok gündemdeyken cevaplayayım.Bana göre kalmaz ve normal bir filmden öteye geçemezdi.Gelelim yılın şuan itibariyle en iyi filminin detaylarına...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hollywood'un 20'li yıllarından en önemli sessiz film artisti olan George Valentin kariyerinin zirvesinde bir artist..Son filminin galasında ufak bir sakarlık olayı sayesinde tanıştığı Peppy Miller ise o dakikadan sonra önce figüranlık ardından başrol oyunculuğuna kadar yükselip, Hollywood'un ilk sesli filmlerinin yıldızı olup kariyerinde zirve yapacağı 'Benli Kız Miller' ve her iki oyuncunun da birbirlerine duydukları sevgi filmin teması görünümünde.Filmin önemli yerlerindeki diyaloglar dışında film sessiz olduğu için bütünlüğü siz yakalıyorsunuz.&lt;br /&gt;Sessiz film yıldızını sessiz bir filmle aktran yönetmen Hazanavicius filmi başarıya taşımış.Filmin en güzel sahnleri rüya sahnesi ve Peppy'nin soyunma odasında kıyafetlerle yaptıkları çok güzel.Ancak dediğim gibi sessiz film ve siyah beyaz olmasaydı film bir esprisi kalmazdı çünkü senaryoda direk bununla alakalı işlenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin yönetmeni,senaristi ve filmin kurgusunu işleyen Hazanavicius kariyerinde bu filmle zirve yapıyor.45 yaşındaki yönetmen kariyerinde daha önce TV film ve dizileri dışında,bir tane de kısa filme imza atarken The Artist ile birlikte 4 uzun metrajlı filme sahip.Çoğu kimse tarafından pek bilinmeyen filmlere imza atan Hazanavicius'un kariyeri The Hurt Locker'ın yönetmeni ve iki sene önce En iyi yönetmen dalında ödül alan ilk kadın yönetmen Kathryn Bigelow gibi.The Hurt Locker öncesi fazla iyi işler yapamayan Bigelow'a gereksizce En iyi yönetmen ödülü verilmişti.O günden itibaren Akademi'nin pek de yönetmenin kariyerine bakmadığını anlamış olduk.Hazanavicius bu sene ödülü haketse bile daha iyileri var kendisinden.Ama Akademi bu kadar dağılmışken Hazanavicius'a ödülü verebilirler.Benim ödüllerimde ise Hazanavicius aday ancak kazanması şuan için uzak ihtimal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncu kadrosu da süper.Başrolünde Jean Dujardin gibi genç bir ismi kadroya dahil eden Hazanavicius çok önemli bir ismi sinemaya kazandırmış.Mimikleri,dansı ve oyunculuğu ile Dujardin filmin en iyisi.Performansıyla Altın Küre'yi alan Dujardin'e bir ödülde Oscar'dan gidebilir.Filmin güzel kadın oyuncusu Berenice Bejo ise mükemmel bir yetenek.Dans konusunda yetenekli olduğu görülen Arjantinli oyuncunun güzelliği ve oyunculuğu da filme gözüm çarpan performanslar.En çok Oscar'a aday olmasına sevindim kendisinin.Performanını &amp;nbsp;izlemememe rağmen beni çok etkilediği için önceden ona ödüllerimde adaylık vermiştim ve pişman olmadığımı da gördüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en büyük artısı ise müzikleri tabi..Zaten sessiz filmlerin de en büyük avantajı bu.Ludovic Bource'nin eşsiz müzikleri filmin güzelliğiyle bütünleşiyor.Filmin garanti ödüllerinden birisi de müzik dalında tahminimce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senenin izlediğim 12 aday içerisinde en iyi olduğuna kanaat getirdiğim The Artist siyah beyaz ve sessiz film olmasıyla da çok güzel bir film.Nedense bu yılki tüm filmlere fazla puan verememem sanırım bu yılın En İyi Film için zayıf geçeceğini gösteriyor bana.Tabi umutlu olduğum birkaç film daha var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[8.1] [2011'in en yüksek puanı]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-3242500137268378207?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/3242500137268378207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-6-artist.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/3242500137268378207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/3242500137268378207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-6-artist.html' title='Oscar&apos;a Koşanlar /Part 6/  The Artist'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-r8CCgx7eR5g/TyAvs3WNV1I/AAAAAAAAAEw/YzsL6Y9tKXU/s72-c/artist20111.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-1695527023452540417</id><published>2012-01-23T07:19:00.000-08:00</published><updated>2012-01-23T07:19:46.968-08:00</updated><title type='text'>1.Farklı Dünya Ödülleri /Part 2/</title><content type='html'>EN İYİ SANAT YÖNETMENİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Hugo / Dante Ferretti,Francesca Lo Schiavo&lt;br /&gt;2)Albert Nobbs / Susie Cullen&lt;br /&gt;3)The Artist / Laurence Bennett,Robert Gould&lt;br /&gt;4)War Horse / Rick Carter&lt;br /&gt;5)The Tree of Life / Jack Fisk,Jeanette Scott&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETMENİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)The Tree of Life / Emmanuel Lubezki&lt;br /&gt;2)The Artist / Guillaume Schiffman&lt;br /&gt;3)Hugo / Robert Richarson&lt;br /&gt;4)War Horse / Janusz Kaminski&lt;br /&gt;5)The Girl with the Dragon Tattoo / Donalt Graham Burt&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ KURGU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)We Need to Talk About Kevin&lt;br /&gt;2)The Artist&lt;br /&gt;3)Hugo&lt;br /&gt;4)The Descendants&lt;br /&gt;5)The Girl with the Dragon Tattoo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ SİNEMATOGRAFİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Hugo&lt;br /&gt;2)War Horse&lt;br /&gt;3)The Tree of Life&lt;br /&gt;4)The Help&lt;br /&gt;5)Super 8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ ANİMASYON&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Puss in Boots&lt;br /&gt;2)The Adventures of Tintin&lt;br /&gt;3)Rango&lt;br /&gt;4)Rio&lt;br /&gt;5)Happy Feet Two&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ TÜRK FİLMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Zenne&lt;br /&gt;2)Bir Zamanlar Anadolu'da&lt;br /&gt;3)Saç&lt;br /&gt;4)Oğul&lt;br /&gt;5)Dedemin İnsanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ KOSTÜM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Jane Eyre&lt;br /&gt;2)Hugo&lt;br /&gt;3)The Artist&lt;br /&gt;4)Albert Nobbs&lt;br /&gt;5)J.Edgar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ MAKYAJ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Albert Nobbs&lt;br /&gt;2)The Artist&lt;br /&gt;3)The Iron Lady&lt;br /&gt;4)Anonymous&lt;br /&gt;5)My Week with Marilyn&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ GÖRSEL EFEKT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Hugo&lt;br /&gt;2)Rise of The Planet of the Apes&lt;br /&gt;3)War Horse&lt;br /&gt;4)The Tree of Life&lt;br /&gt;5)Super 8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YILIN EN KÖTÜ FİLMİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Battle Los Angelas&lt;br /&gt;2)Transformers Dark of the Moon&lt;br /&gt;3)In the Land of Blood and Honey&lt;br /&gt;4)Spread&lt;br /&gt;5)Your Highness&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-1695527023452540417?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/1695527023452540417/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/1farkl-dunya-odulleri-part-2.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/1695527023452540417'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/1695527023452540417'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/1farkl-dunya-odulleri-part-2.html' title='1.Farklı Dünya Ödülleri /Part 2/'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-6610803437196849565</id><published>2012-01-23T06:52:00.000-08:00</published><updated>2012-01-23T06:52:59.271-08:00</updated><title type='text'>1.Farklı Dünya Ödülleri /Part 1/</title><content type='html'>Akademi Ödülleri ve Altın Küre Ödülleri'nin o sıkıcı ve havasından sıkılmmış biri olarak,ödüllerin hep belirli filmlere gittiğini düşünenlerdenim.Yılın en iyi filmlerinin bazen ödül almadığını bile görüyoruz.Hatta Akademi tarihinde rezalet bir film olan The Hurt Locker filminin ödüle boğulduğunu bile görmüş biri olarak son zamanlarda çok sık yapılan kendi ödülünü verme çalışmalarına bende katılıyorum ve Farklı Dünya Ödülleri'ni bu yıl başlatıyorum.Tamamen kendi beğenilerime göre oluşturduğum listelerde çok fazla sürpriz bulabilirsiniz.Ayrıca ödüllerimde En İyi Türk filmi kategorisinde ödül vermek istiyorum.Ödülleri ise &amp;nbsp;03.03.2012 tarihinde buradan açıklamak istiyorum.İşte bana göre yılın en iyileri ve adayları;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En İyi Film&lt;br /&gt;1)The Help&lt;br /&gt;2)The Artist&lt;br /&gt;3)50/50&lt;br /&gt;4)Hugo&lt;br /&gt;5)We Need To Talk About Kevin&lt;br /&gt;6)Albert Nobbs&lt;br /&gt;7)The Tree of Life&lt;br /&gt;8)The Descendants&lt;br /&gt;9)Midnight in Paris&lt;br /&gt;10)The İdes of March&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En İYİ YÖNETMEN&lt;br /&gt;1)Midnight in Paris /Woody Allen&lt;br /&gt;2)Hugo /Martin Scorsese&lt;br /&gt;3)The Artist / Michel Hazanovicius&lt;br /&gt;4)The Descendants / Alexander Payne&lt;br /&gt;5)The Tree of Life /Ternence Malick&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ KADIN OYUNCU&lt;br /&gt;1)The Help / Viola Davis&lt;br /&gt;2)We Need To Talk About Kevin / Tilda Swinton&lt;br /&gt;3)My Week with Marilyn / Michelle Williams&lt;br /&gt;4)Albert Nobbs /Glenn Close&lt;br /&gt;5)Merly Streep / The Iron Lady&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU&lt;br /&gt;1)The Help / Octavia Spencer&lt;br /&gt;2)Carnage / Jodie Foster&lt;br /&gt;3)Albert Nobbs / Janet McTeer&lt;br /&gt;4)The Artist / Berenice Bejo&lt;br /&gt;5)Bridesmaids / Melissa McCarthy&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ ERKEK OYUNCU&lt;br /&gt;1)50/50 &amp;nbsp;/ Lewis Gordon Lewit&lt;br /&gt;2)The Descendants / George Clooney&lt;br /&gt;3)The Artist / Jean Gujardin&lt;br /&gt;4)J.Edgar / Leonardo DiCaprio&lt;br /&gt;5)Shame / Michael Fassbender&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1)Beginners / Christopher Plummer&lt;br /&gt;2)Drive / Albert Brooks&lt;br /&gt;3)J.Edgar / Armie Hammer&lt;br /&gt;4)Kenneth Branagh / My Week with Marilyn&lt;br /&gt;5)Warrior / Nick Nolte&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ ORJİNAL SENARYO&lt;br /&gt;1)Midnight in Paris&lt;br /&gt;2)The Artist&lt;br /&gt;3)50/50&lt;br /&gt;4)A Seperation&lt;br /&gt;5)Young Adult&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ UYARLAMA SENARYO&lt;br /&gt;1)The Help&lt;br /&gt;2)Moneyball&lt;br /&gt;3)Hugo&lt;br /&gt;4)The Descendants&lt;br /&gt;5)The Girl with the Dragon Tattoo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ MÜZİK&lt;br /&gt;1)The Help&lt;br /&gt;2)The Artist&lt;br /&gt;3)War Horse&lt;br /&gt;4)Hugo&lt;br /&gt;5)Drive&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ ORJİNAL ŞARKI&lt;br /&gt;1)W.E /Madonna-Masterpiece&lt;br /&gt;2)Albert Nobbs /Glenn Close,Brian Byrne-Lay Your Head Down&lt;br /&gt;3)The Muppets / Pictures in My Head&lt;br /&gt;4)The Muppets / Life's a Happy Song&lt;br /&gt;5)The Help / The Living Proof&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ SES MİKSAJI&lt;br /&gt;1)Hugo&lt;br /&gt;2)War Horse&lt;br /&gt;3)The Artist&lt;br /&gt;4)Hanna&lt;br /&gt;5)Super 8&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;EN İYİ SES KURGUSU&lt;br /&gt;1)War Horse&lt;br /&gt;2)Hugo&lt;br /&gt;3)Super 8&lt;br /&gt;4)The Tree of Life&lt;br /&gt;5)Harry Potter and the Deathly Hallows Part II&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-6610803437196849565?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/6610803437196849565/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/1farkl-dunya-odulleri-part-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/6610803437196849565'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/6610803437196849565'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/1farkl-dunya-odulleri-part-1.html' title='1.Farklı Dünya Ödülleri /Part 1/'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-4694415142057125184</id><published>2012-01-22T18:27:00.000-08:00</published><updated>2012-01-22T18:27:38.221-08:00</updated><title type='text'>Bir Başyapıt ''REQUIEM FOR A DREAM''</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-r_fRZtVL88k/TxzFcwILwXI/AAAAAAAAAEo/tzC_6NDtuJA/s1600/bir-ruya-icin-agit.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-r_fRZtVL88k/TxzFcwILwXI/AAAAAAAAAEo/tzC_6NDtuJA/s320/bir-ruya-icin-agit.jpg" width="214" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Akademi'nin en sevmediği yönetmenlerin başında bence Darren Aronofsky gelir.Özellikle de Requıem for a Dream filmini yaptıktan sonra.Bugüne kadar izlediğim en sarsıcı film diyebileceğim bu başyapıt Aronofsky'nin en ünlü filmi konumunda.Dört karakterin dibe batışını sarsıcı bir şekilde,müzik eşliğinde işleyen Aronofsky film bittikten sonra bizi şoke ediyor.Kendisi bu film için ''Bu izlediğiniz sıradan bir film değil.Eğer film çıkışında ''evet iyiydi'' veya ''pek iyi değildi'' diye düşünebileceğiniz bir filme gitmek istiyorsanız lütfen bu filmi izlemeyin'' demiş.&lt;br /&gt;O kadar yerinde bir tespit ki sıradan bir film değil gerçekten.Şoke olmak istiyorsanız,hissetmek istiyorsanız,dibe vurmak istiyorsanız bu filmi izleyin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film dört ana karakter üzerine kurulu.Televizyon bağımlısı bir anne Sara ve madde bağımlısı oğlu Harry ile sevgilisi Marion ve en yakın arkadaşı Tyrone filmdeki ana karakterler.Televizyonda izlediği bir yarışma programı sonrası kendisine yarışmacı olarak teklif gelmesi üzerine başvuru yapmaya karar veren Sara'nın yarışmaya hazırlanmak için kırmızı elbisesini giymek ister ancak fazla kiloları yüzünden elbiseyi giyemez ve 15 kilo vermek için diyete başlar ancak diyetten sonuç alamadığı için arkadaşının tavsiyesi üzerine doktora gider ve doktorun ona verdiği hapları her gün kullanan Sara istediği kiloları verse de dibe vurmaya başar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayenin diğer kısmında Harry ve sevgilisi Marion ile arkadaşları Tyrone'de madde bağımlısı gençlerdir.Daha sonra para kazanmak için işi ticarete döken gençler bu işten oldukça para kazanırken birgün işlemediği bir cinayet sonucu hapse giren Tyrone için paralarını kullanmak zorunda kalırlar ve gençlerin parası bittiğinde üçününde dibe vurma vakitleri gelmiştir.Harry ve Tyrone yeni iş için gittikleri Florida'da yakalanır,Marion ise para karşılığı erkeklerle birlikte olarak hayatını tamamen bitirmiş olur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aranofsky filmin sarsıcı olmasını istediğinden karakterin acılarını,hüzünlerini ve hayallerini hisstemeye başladığımızda amacına ulaşır.Uyarlama bir senaryoya sahip filmde kitabın yazarı Hubert Selby çok iyi bir işe imza atmış.Çok zekice yazdığı kitap eminim çoğu kişiye ders olacak nitelikte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncu kadrosu ise çok başarılı.Özellikle de Ellen Burstyn canlandırdığı Sara karakteriyle hafızalarıma kazındı doğrusu.Burstyn film için çekimler sırasında tam 15 kilo vermiş.Film bittikten sonra etkisinden kurtulmayan Burstyn bir manastıra gidip saçlarını kazıtmış.Seyirciyi bile bu kadar sarsan bir filmde oyuncuların psikolojisini düşünemiyorum.Burstyn filmle Oscar ve Altın Küre'de en iyi kadın oyuncu dalında aday olmasına karşın kazanamadığını da belirtelim.Filmin diğer oyuncularından Jared Leton ve Marlon Wayans filmde iyi bir performans sergiliyorlar.Aronofsky bu iki oyuncunun rollerini daha iyi gösterebilmeleri için iki oyuncuya bir ay boyunca şekerli şeyler yememelerini ve seks yapmamalarını istemiş.Böylece oyuncuların en çok istedikleri şeylere karşı dirençlerini ölçmek istemiştir.Oldukça ilginç yöntemleri olan Aronofsky'yi kutlamak gerekiyor çünkü dört oyuncusundan da istediği verimi almış.Jennifer Connelly ise filmde cesur sahneleri iyi başarmış ve oyunculuğuyla göz dolduruyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle sınırları zorlayan sahnelerle ve cinsel sahneler yüzünden ABD'de 17+ ibaresi konulur.Hatta bazı bölümlerin kesilmek istenmesine karşı çıkan Aronofsky bunun bedelini daha az sinemada filmin yayınlanması ve daha az kazanç elde etmesi olmuştur.Ayrıca neden bu yapımın Oscar ödülleri'nde sadece bir adaylığı var derseniz bir blog yazısında okuduğum kadarıyla filmin az sayıda sinema salonunda oynaması daha az Akademi üyesinin filmi izlemesine sebep olmuş ve ödüllerden o kadar uzak kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi tüm bunları geçelim filmin en büyük olaylarından biri olan ve bugün hala kullanılan o meşhur Clint Mansell'in Lux Aeterna adlı eseri nasıl olur da es geçilir.Filmi izleden önce de duyduğum bu şarkının bu filme ait olduğunu öğrendiğimde çok şaşırmıştım çünkü bu kadar güzel bir eserin ödül almaması akıl alır gibi değil.Hala Akademi Ödülleri'ni bana savunanlar bundan sonra hiç yanıma yanaşmasınlar daha iyi bence..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film değil bir başyapıt..Sarsıcı bir film ve muhteşem bir final..Hisset..Gör ve şok ol !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[8.8] TÜM ZAMANLARIN EN SARSICI FİLMİ !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-4694415142057125184?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/4694415142057125184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/bir-basyapt-requiem-for-dream.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/4694415142057125184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/4694415142057125184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/bir-basyapt-requiem-for-dream.html' title='Bir Başyapıt &apos;&apos;REQUIEM FOR A DREAM&apos;&apos;'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-r_fRZtVL88k/TxzFcwILwXI/AAAAAAAAAEo/tzC_6NDtuJA/s72-c/bir-ruya-icin-agit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-2709576252075199798</id><published>2012-01-22T13:26:00.000-08:00</published><updated>2012-01-22T13:26:30.692-08:00</updated><title type='text'>Oscar'a Koşanlar /Part 5/ Jane Eyre</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-WDc1Njc7z5o/Txx-6uNMkvI/AAAAAAAAAEg/suTXNhOps2M/s1600/Jane-Eyre-2011.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-WDc1Njc7z5o/Txx-6uNMkvI/AAAAAAAAAEg/suTXNhOps2M/s320/Jane-Eyre-2011.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;Ve geldik Oscar Ödülleri'nin Kostüm dalında en büyük favorisine.Bu yıl Oscar Ödülleri'ne En İyi Kostüm dalında kesin aday olması ve ödülü alması beklenen Jane Eyre belki En İyi Makyaj ve En İyi Sanat Yönetmeni dalında Oscar Ödülleri'ne aday olabilir ama çok zayıf ihtimal tabi.Charlotte Bronte'nin ölümsüz eserinden sinemaya birçok uyarlanan Jane Eyre'nin bu izlediğim ilk filmi.Filme başlamadan önce Aşk ve Gurur kitabının yazarından bir kitap olduğunu sanmıştım ancak daha sonra araştırdığımda Bronte'nin kitabı olduğunu gördüm.Şayet Jane Austen'ın kitabı olsaydı Aşk ve Gurur filmi tarzında beklicektim.Bu da izlemeden önyargı oluşturacaktı bende çünkü Aşk ve Gurur filminin çok şişirildiğini düşünenlerdenim.Ancak Jane Eyre aynı zamanlarda yazılmasına rağmen (kostümlerin benzerliği) Aşk ve Gurur filminden biraz daha iyi sanki.Tabi Aşk ve Gurur filmindeki aşk biraz daha iyiydi ama bu filmde oyunculuklar daha bir güzeldi sanki.Keira'nın o kötü oyunculuğunu bu filmde görmememiz iyi oldu diyebilirim.Ancak Jane Eyre'nin de eksikleri fazla.Bu yüzden Oscar Ödülleri'nde fazlaca yer alamıyor film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Charlotte Bronte'nin aynı adlı eserinden birçok kez sinemaya uyarlanan Jane Eyre, Jane adında annesi ve babasını kaybetmiş küçük bir kızın yengesi tarafından katı kuralları olan bir okula gönderilmesi sonucu orada yanlızlığa terkedilen ve büyüdüğünde Edward Rochester'ın malikanesinde çocuk bakıcılığı yapan Jane daha sonra Edward'a aşık olacak ve onunla evlenmeye kadar gidecektir.Evlenecekleri gün Edward'ın 15 yıl önceden beri evli olduğu karısının olduğunu öğrenmesiyle evi terkeden Jane Aziz John adında bir genç tarafından kurtarılır ve daha sonra o evde yaşamaya başlayan Jane'in Edward'ı unutamaması sonucu ona geri dönmesini anlatan dramatik bir yapım.Filmin kısaca özeti bu ancak sürprizlerle dolu bir film olduğunu hatırlatmakta fayda var.Jane Eyre kitabını okumadım ancak filmini izledikten sonra okumayı düşünmüyorum artık çünkü film olayları zaten analtmış ve benim gibi hikayeyi fazla beğenmeyen (filmi) kişilerinde kitabını okuyacaklarını düşünmüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncu kadrosu gelecek vaat eden isimlerden oluşuyor.Bu yıl epey çalışan Mia Wasikowska Jane Eyre filminde Jane karakterini canlandırıyor.Daha önce Albert Nobbs,Amelia,Alice İn Wonderland ve The Kids Are All Right filmlerinde rol alan Wasikowska'nın önemli filmleri seçtiğini hemen anlayabiliyoruz.Açıkcası kendisini yetiştirmesi için güzel bir taktik uyguluyor.Nitekim filmlerinde Glenn Close, Annette Bening,Hilary Swank gibi Hollywood'un efsanevi kadın oyuncularının yanı sıra Johnny Deep ve Richard Gere &amp;nbsp;gibi muhteşem aktörlerle çalışma fırsatını yakalayan Wasikowska buna rağmen patlama yapmasını beklediğim Jane Eyre filminde performasını beğendim ancak mükemmel bulmadım.Henüz 22 yaşında olan Wasikowska'ya inancım tam.İleride Oscar'ı kaldırabilir bence.Rochester karakterini canlandıran Michael Fassbender'da filmin iyilerinden diyebiliriz.Efsane Judi Dench ise kısa rolünün hakkını veren muhteşem bir oyuncu.Filmi onun için izlememede bendeki en büyük etkisi.Ancak oyunculuk dalında Judi Dench dışında önemli festivallerde adaylık elde edemez gibime geliyor.Açıkcası benim verdiğim ödüllerde de Jane Eyre filminin sadece 1 adaylığı bulunuyor.O da En İyi Kostüm dalında...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en merak ettiğim işlerinden birisi de kostüm,mekan ve makyaj dallarıydı.Kostüm dalında şuanda Oscar Ödülleri'nin en büyük favorisi konumunda bulunduğunu söylemek mümkün.Filmde makyaj ve saç alanlarında büyük özveri var.Sanki sanat dallarında Oscar'a aday olmak isterler gibi en büyük artıları bu dallarda oluşmuş.O yüzden En iyi sanat yönetmeni dalında adaylık alabilirler belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin yönetmeni Cary Fukunada ise kariyerinin henüz başlarında.İlk uzun metrajı Sin Nombre filminde eleştirmenlerden övgü alan Fukunada ikinci çalışması Jane Eyre filminde çıtayı biraz daha yükseltmiş.Jane Eyre filminde yakaladığı atmosfer ve teknik konulardaki başarıları filmine Oscar Ödülü bile getirebilir.Henüz genç bir yönetmen olan Fukunada 3.filminde umarım özgün bir senaryo ile çıkar karşımıza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada kısa bir not ta düşeyim..Jane Eyre filmi bugüne kadar yapılan en iyi Jane Eyre çalışmasıymış bazı eleştirmenlere göre.Eğer böyleyse diğer Jane Eyre filmlerinden pek bişey bekleyemeyeceğim doğrusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[ 6.5 ] [Seyredilebilir ]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-2709576252075199798?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/2709576252075199798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-5-jane-eyre.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/2709576252075199798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/2709576252075199798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-5-jane-eyre.html' title='Oscar&apos;a Koşanlar /Part 5/ Jane Eyre'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-WDc1Njc7z5o/Txx-6uNMkvI/AAAAAAAAAEg/suTXNhOps2M/s72-c/Jane-Eyre-2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-8857781421321223076</id><published>2012-01-21T05:41:00.000-08:00</published><updated>2012-01-21T05:41:40.250-08:00</updated><title type='text'>Oscar'a Koşanlar  /Part 4/  Albert Nobbs</title><content type='html'>Akademi Ödülleri'ne artık güvenmiyorum.Bazen gerçekten saçma işler yapabiliyorlar.Altın Küre desen o zaten bitmiş yani.Ancak bizde ne yapalım işte festivalleri takip etmekten,tahminde bulunmaktan kendimizi alamıyoruz.Bende kendimce bu sene kendi adımı verdiğim bir ödül töreni ile kendi beğenilerimden oluşan filmlere ödül vermek istiyorum.Özellikle de Albert Nobbs filmine yapılan haksızlıklar yüzünden.Kimileri senaryosunu beğenmezken,kimileri de oyunculuğu dışında artı bir özelliği yok diyor.Fikirlere saygılıyım ancak oyunculuk,kostüm,makyaj (ki en önemlisi),orjinal şarkı hatta senaryo dalında bile Oscar adaylığı alabilcek bir yapım bence.Geçen sene The King's Speech filmine nasıl ödül verdilerse Albert Nobbs filmi de bu ödülleri hakediyor bence.Glenn Close bu filmi hayata geçirebilmek için araştırmalarıma göre uzunca bir süre uğraşmış.Hatta yıllar önce Albert Nobbs karakterini tiyatroda bile canlandırmış.Öncelikle Glenn Close'a böylesine hoş bir film yaptığı için teşekkürlerimi iletiyorum...&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-b7jkb7j0ses/Txq__-Lp3bI/AAAAAAAAAEQ/h6t96aQPLko/s1600/albert-nobbs-filmi-izle-2011.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-b7jkb7j0ses/Txq__-Lp3bI/AAAAAAAAAEQ/h6t96aQPLko/s320/albert-nobbs-filmi-izle-2011.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmin konusu 19.yüzyıl fakir İrlanda'sında hayatta kalabilmek için erkek olmak zorunda kalan ve yıllarca bu şekilde bir otelde garsonluk yaparak geçimini sağlayan ve yılların birikimiyle kendisine bir tütüncü dükkanı açmak isteyen adamın hikayesini anlatıyor.Albert Nobbs filminde ayrıca sadece bir tane kadından erkeğe dönüşmüş biri yok.Sonradan en yakın arkadaşı olacağı Hubert Page isminde bir adamda erkek kılığına girerek boyacılık yapıyor.Bir de Mr. Page'in karısının olması ve Albert Nobbs'un da evlenmek istemesi gibi detaylar da filmin ana hikayesini oluşturuyor.Özellikşe vurgulananmak istenen düşünce kadın olmanın zorluğunu ve hayatta kalabilmenin ne kadar zor olduğu bir dönemi yansıtmış Albert Nobbs..Senaryodaki dialoglara çalıntı diyen sinema bilgisi hat safhada olan arkadaşlar buyursun beğendikleri filmleri izlemeye devam etsin..Senaryo dalında Oscar'a aday olması imkansız olan Albert Nobbs halbuki Akademi'nin en sevdiği konuları işliyor.Yine de ben beğendiğimi söylemek istiyorum.Küçük de bir not düşeyim dört senaryo yazarından birisi de Glenn Close...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-nV307UC6KD0/TxrAPQyITeI/AAAAAAAAAEY/PsFZrgEOf0U/s1600/albert-nobbs-trailer-2011.png" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="175" src="http://3.bp.blogspot.com/-nV307UC6KD0/TxrAPQyITeI/AAAAAAAAAEY/PsFZrgEOf0U/s320/albert-nobbs-trailer-2011.png" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Filmin en büyük artısı oyunculuk ve makyaj...Özellikle de Glenn Close 80'li yıllardan sonra sinemaya tekrar müthiş bir dönüş yapıyor bu filmiyle.Albert Nobbs karakterini çok iyi canlandıran Close önceki yıllardaki tecrübesini de bu filmiyle birleştiriyor.80'li yıllarda 7 yılda tam 5 adaylık elde ederek kırılması güç bir rekora imza atan Close'a yapılan en büyük ayıp hiçbirinden ödül alamaması.Bu yıl da Oscar'a 6.kez aday olmasına kesin gözüyle bakılan Close'a ancak bu yıl da ödül gitmeyecek çünkü son 10 yılın en büyük çekişmesi bu dalda gerçekleşicek.Merly Streep'i henüz izlemememe rağmen ödülünün bana garanti gibi gelmesi,Tilda Swinton'ın muhteşem oyunculuğu,Viola Davis'in zirve yaptığı The Help ve Marlyn karakteri ile herkesi kendine hayran bırakan Michelle Williams ödüle Close'dan daha yakın isimler.Benim gönlümde şu an Tilda Swinton ile Glenn Close var tabi.Ancak ikiside alamicak orası ayrı çünkü yarış Streep ile Davis arasında geçecek kesinlikle.Yardımcı kadın oyuncu dalında Albert Nobba'tan yine bir aday var diyebiliriz.Janet McTeer canlandırdığı zor bir karakterle Close gibi adaylık alabilcek bir isim.Hatta filmde McTeer'ın oyunculuğu Close'un oyunculuğu kadar mükemmeldi bence.Hatta McTeer'in canlandırdığı karakter tam bir erkek görüntüsündeydi.Bunun tabi makyajla ilgisi var ama McTeer'in muhteşem başarısı da karakteri başarılı kılıyor.Daha önce de Oscar'a 1 kez aday olan McTeer bu yılda aday olabilir ancak ödülü alır mı bilemem,sanmıyorum...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve gelelim filmin makyaj ve kostümlerine..Filmin Oscar'da ki banko adaylıklarından birisi makyaj dalında olmalı.Çünkü Glenn Close gibi tam bir kadını erkek yapmak çok zor.O kadar başarılı bir makyaj var ki Albert Nobbs karakterinde kesinlikle takdire şayan.McTeer'ın da tam bir erkeksi oluşu makyajın da başarılı olduğunu ortaya koyuyor.Ödülü verceklerini düşünmüyorum ancak Oscar'ın en azından bu dalda Albert Nobbs filmini aday yapması ayıbını önler biraz..Filmin kostümleri de bir harika.Tam da 19.yüzyıl İrlanda kıyafetleriyle hazırlanan kostümler çok başarılı.Bu dalda da Oscar adaylığı şansı var filmin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmin beni benden alan bir özelliği var ki bu dalda kesinlikle favorim..Bu dalda Altın Küre adayı olan Albert Nobbs ödülü Madonna'nın Masterpiece şarkısına kaybetti.Sözleri Glenn Close tarafından yazılan Lay Your Head Down şarkısı mükemmel bir parça olmuş.Close filmin her parçasında gördüğünüz üzere çalışmış ve filmi mükemmel yapmak için bayağı uğraşmış.Ama en çok ta &amp;nbsp;şarkısını beğendim diyebilirim.Albert Nobbs albümünü bulabilsem kesinlikle almayı düşünüyorum ama şarkının sözlerinin tamamını bir türlü bulamadım bulan biri varsa bana ulaşırsa çok sevinirim..Neyse Oscar Ödülleri'ne en iyi orjinal şarkı dalında da aday olmasına kesin gözüyle baktığım Albert Nobbs belki en iyi sanat yönetmeni dalında da aday olabilir çünkü mekan,kostüm,makyaj falan çok harikaydı.Bu dalda bence adaylığı hakediyor.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Albert Nobbs toplamda kaç ödül alır derseniz size üzülerek hiç bir ödül alamaz derim.3 dalda Altın Küre adayı film ödüllerin hiçbirisine erişmedi.Filmin taminimce 4 dalda (En İyi Kadın Oyuncu,Yardımcı Kadın Oyuncu,En İyi Orjinal Şarkı ve En İyi Makyaj) Oscar adaylığı alabilceği eğer Akademi üyeleri beğendiyse 5-6 dalda adaylık alabilceğini söyleyebilirim ama ödül konusunda çok umutsuzum umarım en az 1 heykelcikle geceden mutlu dönerler diye umuyorum.Filmin İMDB puanının 6.7 olması da düşünrücü tabi neden bu kadar düşük bir puan almış anlayamıyorum ama haketmediği kesin orasını da biliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Buram buram emek kokan ve film için canla başla çalışan Glenn Close için bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum.Filmi sıkılmadan izleyeceğiniz garantisini verebilirim.Beğenilmeyecek bir film değil bence.İyi seyirler herkese..!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;[ A- ] KESİNLİKLE İZLEYİN !&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-8857781421321223076?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/8857781421321223076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-4-albert-nobbs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8857781421321223076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8857781421321223076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-4-albert-nobbs.html' title='Oscar&apos;a Koşanlar  /Part 4/  Albert Nobbs'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-b7jkb7j0ses/Txq__-Lp3bI/AAAAAAAAAEQ/h6t96aQPLko/s72-c/albert-nobbs-filmi-izle-2011.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-4351916293742418583</id><published>2012-01-19T14:06:00.000-08:00</published><updated>2012-01-19T14:06:03.546-08:00</updated><title type='text'>Battle Los Angeles (2011)</title><content type='html'>Bu yılın görsel efekt olarak çok iş beklediğim yapımlarından olan Battle Los Angeles bana göre tam bir toplama film görüntüsünde.Son dönemlerde ABD artık dünya dışında açılıp uzaylılarla savaşmaya başladığı için Hollywood'ın nefes aldığını sanmıştık ama öyle olmadı.Çıkan her uzaylı savaşı filmi tam bir toplama görüntüsü içine girdi.Bu yılın bence hayal kırıklığı olarak gösterebilceğim Battle Los Angeles filmi hem uzun hem de ağır bir film...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-oMKbZ4eVWXs/TxiTtqkyeXI/AAAAAAAAAEI/YJnN-V05uYs/s1600/220px-Battle_Los_Angeles_Poster.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-oMKbZ4eVWXs/TxiTtqkyeXI/AAAAAAAAAEI/YJnN-V05uYs/s320/220px-Battle_Los_Angeles_Poster.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;Uzaylıların ABD ve 20 kadar ülkenin su kaynaklarına saldırması sonucu ABD'nin kıyı şeridini işgale başlayan ve işgalden en çok zararı gören Los Angeles kentinde bir çavuş ve teğmen tarafından bölgedeki sivilleri kurtarmak için yola çıkan bir grup askerin hikayesini ve kahramanlıklarını konu alıyor.Filmin konusunda biraz heyecan var ama işleyişi öyle gözükmüyor.Biraz Er Ryan'ı Kurtarmak filmi gibi bir film.Tabi ele aldığı konu çok farklı ama Er Ryan filmindeki sahnelere çok benzer savaş sahneleri var.Ayrıca Kurtuluş Günü ve İşaretler filmlerine göre de konusu zayıf kalmış diyebilim.Çünkü insanlar artık birilerinin çıkıp kahramanlık yapmasını istemiyor filmde.Pearl Harbor filmindeki bir de aşk gibi şeyler görmek istiyor.Kısacası zayıf bir senaryosu var ve gereksizce uzatılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmde Michael Nantz karakterine Aaron Eckhart hayat veriyor.Sevdiğim bir oyuncu olan Eckhart filmde başrolü oynuyor ancak performansı çok ta ön planda değil bana göre.Ancak eleştirmenlere göre Battle Los Angeles, Eckhart'ın en iyi filmlerinden birisi.The Dark Knight ve Rabbit Hole filmlerini izlemiş biri olarak bu filmde biraz daha zayıf buldum.Filmde ayrıca ABDli şarkıcı Ne-Yo 'nun da olduğunu belirteyim.Kendisini sevmesemde bir Give Me Everything şarkıcı hala kulağımda..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en büyük artısı aslında görsel efektleri olabilecekken zayıf efektlerin olduğunu görünce zaten umutsuzluğa kapılmıştım.Zaten filmi almamdaki tek sebep buydu.Eğer efektlerini beğenseydim kendi ödül listemde de yer vermeyi düşünüyordum ama çok da üzerinde durulmamış zayıf efektlerin olduğunu gördüm.Keza 2012 filmi bile o muhteşem efektleri ile Oscar adaylığı elde edemediyse bu filmin etmesi çok ama çok zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu başarısızlıkların temelinde her zaman yönetmen gösterilir ancak bu söyleme pek katılmak istemiyorum.Tabi ki filmin başarısını etkileyen en önemli faktörlerden biri yönetmen ancak ne kadar iyi yönetmenlerden ne kadar fos filmler çıktığını da görmüş insanlarız sonuçta.Yönetmen Jonathan Liebesman genç bir yönetmen.Kariyerinde Teksas Katliamı Başlangıç ve The Killing Room gibi filmler bulunan yönetmen için bu film sadece parasal açıdan sonraki filmine kaynak oldu.Kaldı ki yönetmen 2012 yılında çekeceği Wrath of the Titans filmiyle epey bir para harcayacak gibi.Kim bilir belki en başarılı filmini de yapar.Bu arada kısa bir not düşeyim filmin bütçesi 70.000.000 $ ve hasılatı ise 211.819.354 $.Kısacası yönetmen filmin başarısını bence gişe anlamında düşünmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha izlenemez bir film mi ? Hayır.Çünkü bu tarz filmleri sevenler için keyifli olabilir.Şahsen filmin bazı sahnelerini de çok beğendim.Örnek vermek gerekirse yakalanan bir uzaylıyı öldürmenin yollarını ararken ki sahne çok iyiydi.Patlama sahneleri de yine iyi sahnelerden ama genel olarak ortalama üstüne çıkamayan filmlerden birisi.Kısacası yılın hayal kırıklığı yaratan filmlerinden..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[ B- ]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-4351916293742418583?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/4351916293742418583/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/battle-los-angeles-2011.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/4351916293742418583'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/4351916293742418583'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/battle-los-angeles-2011.html' title='Battle Los Angeles (2011)'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-oMKbZ4eVWXs/TxiTtqkyeXI/AAAAAAAAAEI/YJnN-V05uYs/s72-c/220px-Battle_Los_Angeles_Poster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-1593446487364700953</id><published>2012-01-18T10:44:00.000-08:00</published><updated>2012-01-18T10:44:48.931-08:00</updated><title type='text'>Türk Sinemasının Geldiği Son Nokta / Günah Keçisi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-2jJUHKp2nkk/TxcTAhvKQEI/AAAAAAAAAEA/_C3jH3V9_iY/s1600/13304.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://2.bp.blogspot.com/-2jJUHKp2nkk/TxcTAhvKQEI/AAAAAAAAAEA/_C3jH3V9_iY/s320/13304.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Türk Sineması benim için bitmiştir.Kimse kusura bakmasın ama bugün Türk Sineması artık yerlerde sürünür bir hale gelmiş yılda 70-80 film yapan bir ülkeden doğru düzgün,uluslararası festivallere katılabilen ancak 3-4 film çıkabilmektedir.Bunun sorunu kesinlikle eğitimsizlik.Türkiye'de sinemaya verilen değeri biraz okuyan,yaşayan ve gören herkes bilir.Bugün yarışma programından çıkan bile oyuncu tabir ettiğimiz kişilerle sinema filmleri bile çekiliyor.Yönetmenliğin ne kadar ciddi bir iş olduğunu bilmeden yönetmenlik koltuğuna oturan insanlar tarafından filmler çekiliyor ve sonu hep hüsran oluyor.Bu yıl sadece 3 tane eli yüzü düzgün film çıkaran Türk Sinemasını ileride daha kötü günler bekliyor bence.Sadece son 15 yılda sinemamıza 4 tane isim kazandırabilmemiz durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.Nuri Bilge Ceylan,Çağan Irmak,Nurgül Yeşilçay ve Meltem Cumbul dışında son 15 yılda bana göre öne çıkabilen kimse yok.Hoş Meltem Cumbul bile bu yıl Altın Küre Ödülleri'nde sunuculuk yaptıktan sonra herkes şaşırıyor ''bu kadın nereden geldi diye''..Türk Sineması bence altın yıllarını yaşadığı 70'li,80'li yıllardan sonra hızla dibe batmaktadır.Bunun son örneği ise Günah Keçisi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetmenliğini Cenk Özakıncı'nın yaptığı Günah Keçisi Türk Sinemasının son facialarından birisi..Başarolünde Almanya'da ki ünlü porno oyuncumuz Şahin K.'nın oynadığı filmde konuk oyuncular olarak Çoşkun Göğen ve Nuri Alço gibi Yeşilçam'ın ünlü tecavüzcü karakterlerini oynayan oyuncular yer alıyor.Filmde yaptığı işlerden sıkılan ve Türkiye'ye normal bir hayat yaşamak için geri gelen Şahin K.'nın hikayesini anlatıyor.Ancak geçmişi yakasını bir türlü bırakmayan Şahin K. filmde Türk erkeğinin nasıl kibar ve beyefendi olması gerektiği konusunda da dostlarıyla birlikte gençlere tüyo veriyor.Aslında tarafsız bir şekilde bakıldığında filmin tek olumlu yanı göstermelik de olsa vermeye çalıştığı mesaj bence.Filmde Yunan ve Türk taraflarını karşılıklı olduğu bir mekanda çekilmiş ve tatile gelen turistlerin neden Yunan tarafını tercih ettiği de irdelenmiş ama yine ana temasından kopamayarak tabi.Vermek istenen mesajı daha iyi vermeye çalışsalardı film biraz daha izlenirlik açısından keyifli olabilirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin başrol oyuncusu Şahin K. bir pornocu.Ancak Türkiye gibi sadece anayasada yazdığıyla çerçevesinde özgür olan bir ülkede yaşamayan ve işini Almanya'da sürdüren Şahin K. film için Türkiye'ye gelmiş.Şahin K. ne kadar pornocu da olsa (ki yadırganmamalı) filmin izlenirliğini arttıran bir unsur.Konuşması,hal ve hareketleri olsun iyi bir insan görüntüsünde ama iyi bir oyuncu değil.Pek fazla detayına girmeden belirteyim Şahin K. dışında filmde samimi oyuncu yok.Nuri Alço ve Çoşkun Göğen yılların oyuncuları tabi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin eksiklerini saymakla bitmez tabi.Filmin türünün erotik-komedi olduğunu söylesek hata yapmış olmayız sanırım.Türk Sinemasının kötü yapımlarından biri kesinlikle.Recep İvedik kalitesinde bir film.Bu filmi izleme amacım tamamen Türk Sinemasının geldiği son noktayı göstermekti.Sanırım izleyenler ne demek istediğimi de anlamıştır.Kimse de darılmasın ama bu Türk Sineması düzelmediği sürece ben sinemada Türk filmi izlemem.!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[ &amp;nbsp;F &amp;nbsp;]&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-1593446487364700953?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/1593446487364700953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/turk-sinemasnn-geldigi-son-nokta-gunah.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/1593446487364700953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/1593446487364700953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/turk-sinemasnn-geldigi-son-nokta-gunah.html' title='Türk Sinemasının Geldiği Son Nokta / Günah Keçisi'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-2jJUHKp2nkk/TxcTAhvKQEI/AAAAAAAAAEA/_C3jH3V9_iY/s72-c/13304.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7243987724762054875</id><published>2012-01-17T08:08:00.000-08:00</published><updated>2012-01-17T08:08:19.547-08:00</updated><title type='text'>Oscar'a Koşanlar /Part 3/  We Need To Talk About Kevin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Vd4g4Od7Lt4/TxWc3OBWUQI/AAAAAAAAAD4/mC9NHIT-cpc/s1600/We-Need-to-Talk-About-Kevin-162885.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-Vd4g4Od7Lt4/TxWc3OBWUQI/AAAAAAAAAD4/mC9NHIT-cpc/s320/We-Need-to-Talk-About-Kevin-162885.jpg" width="222" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Bu yılın en merak ettiğim filmlerinden birisiydi We Need To Talk About Kevin..Başrolünde Tilda Swinton'ın olması bile zaten izlememe sebebiniz olmaya yeter.Çok farklı bir hikayeye sahip filmi beğendiğimi söylemeliyim.Özellikle de oyuncuların performansı ve kurgusuyla etkiledi beni.Ancak her kesime hitap etmeyen bir film olsa da Oscar adaylığı elde edebilcek bir başarıya sahip bence..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eva,Kevin'e hamile kaldığı gençlik yıllarında bütün kariyer planlarını ve hedeflerini bir kenara koyarak çocuğunu dünyaya getirmeye karar verir.Fakat annenin oğlu için hayatından yaptığı bu fedakarlık maalesef Kevin'in çocukluk yıllarından itibaren başlayarak hayatlarını ters yönde etkilemeye başlar.Kevin 15 yaşında geldiğindeyse &amp;nbsp;lisedeki çete gruplarıyla takılmaya başlar ve hiç kimsenin hoş görmeyeceği olaylara karışmasını konu alan filmde dikkat çekilmeye çalışılan bir nokta ise anne ve çocuğunun birbirinden nefret etmesi.Eva'nın ne kadar çabalasa da anlaşmadığı oğlunun daha sonraki zamanlarda yapacakları Eva'yı dehşete düşürecektir ve tabi bizleri de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine bir yazarın kitabından sinemaya uyarlanan Kevin filminde anne-oğul ilişkileri başarıyla ele alınmış.Tabi Tilda Swinton'ın,Jasper Newell ve Ezra Miller'in üstün performansları filmi ileriye taşımış.Başarılı senaryoya güzel de bir kurgu eklenince Kevin filmini beğenmemek elde değil.Ama dediğim gibi her kesime hitap etmemesi de filmin izlenme oranını düşürüyor.Henüz sinemalarda Türk seyirciyle buluşmayan filmin vizyona girdiğinde pek fazla seyircisi olacağını düşünmüyorum doğrusu.Ancak yine de filmin en beğendiğim yanı senaryo ve kurgusu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncularında Tilda Swinton oldukça başarılı bir oyuncu.Bana göre güzelde bir oyuncu ancak kariyeri parlak değil.Öne çıktığı ve Oscar'ı aldığı Michael Clayton,ünlü oyuncularla çalıştığı Burn After Reading ve I'm Love filmi dışında önemli filmi bulunmayan Swinton'ın en önemli özelliği ise oynadığı her filmde başarılı bir performans göstermesi.Filmin diğer oyuncularından Ezra Miller'da gösterdiği başarılı performansla dikkat çeken genç oyunculardan.1993 doğumlu oyuncunun Tv dizileri dışında oynadığı birkaç filmde pek rolü yok ancak Kevin filminden sonra iyi film teklifleri gelebilir.Pek fazla kişinin dikkat çekmemesine rağmen performansını yaşına göre çok beğendiğim Jasper Newell'da geleceği parlak küçük yıldızlardan.Henüz kariyerinin ilk filminde oynaya Newell'ı da tebrik etmek lazım..Filmin Oscar'da ki en büyük etkisi oyunculuk performansları üzerine olacaktır.Tilda Swinton performansıyla Oscar adaylığı alacaktır ancak kazanması zor gibi.Streep ve Davis dururken Swinton'a vereceklerini pek sanmıyorum ama benim sıralamamda şu anda Swinton daha iyi gibi.Tabi M.Williams'ın da performasını henüz izlemedim ondan da iyi birşeyler bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin yönetmeni Lynne Ramsay kariyerinde ilk kez bu kadar çıkış yakalıyor.En önemli filmini çeken Ramsay'in ödül alması çok zor.Ancak daha önce BAFTA kazandığını hatırlatayım.Filmin İMDB puanı ise 7.8.İzleyin derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oscar Adaylık ve Kazanma Tahminim&lt;br /&gt;En İyi Kadın Oyuncu: %15&lt;br /&gt;En İyi Film: %5&lt;br /&gt;En İyi Uyarlama Senaryo: %10&lt;br /&gt;En İyi Kurgu: %15&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma, Lucida, Arial, sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 12px; line-height: 18px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7243987724762054875?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7243987724762054875/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-3-we-need-to-talk.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7243987724762054875'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7243987724762054875'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-3-we-need-to-talk.html' title='Oscar&apos;a Koşanlar /Part 3/  We Need To Talk About Kevin'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-Vd4g4Od7Lt4/TxWc3OBWUQI/AAAAAAAAAD4/mC9NHIT-cpc/s72-c/We-Need-to-Talk-About-Kevin-162885.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-8164441948959948437</id><published>2012-01-14T16:51:00.000-08:00</published><updated>2012-01-14T16:51:59.818-08:00</updated><title type='text'>Oscar'a Koşanlar /Part 2/  Moneyball</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/--0WQl3lsCyQ/TxIi8WJ-5VI/AAAAAAAAADw/AeOr9Jz3Oak/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/--0WQl3lsCyQ/TxIi8WJ-5VI/AAAAAAAAADw/AeOr9Jz3Oak/s1600/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Oscar Ödülleri'nin bu yıl güçlü adaylarından biri olan Moneyball Brad Pitt'in son filmlerinden biri.48 yaşındaki dünyaca ünlü aktör Pitt 50 yaşında sinemayı bırakacağını söylemişti.Bazı kesimler Pitt'in bu söylemini bana artık Oscar heykelciğini verin demeye getiriyor ama ben aksini düşünüyorum.Brad Pitt gibi Hollwood sinemasında adını altın harflerle yazdırmış bir aktörün açıklamalarının bu şekilde çarpıtılması doğru değil.Peki bu filmle almalı mı derseniz birazdan geleceğim o konuya.Öncelikle filmden başlayalım.Moneyboll /Kazanma Sanatı ABD'lilerin en sevdiği spor olan Beyzbol üzerine kurulu bir spor filmi diyebiliriz.Filmde düşük bütçeyle play-off oynayabilcek bir kadro kurması istenen ve kurduğu mükemmel kadroyla zengin takımlara şapka çıkartan Billy Beane'nin takımı Oakland A'nın ABD Beyzbol tarihinin üst üste en çok maç kazanan (20) takımı olma yolundaki başarısını ve olayların perde arkasını anlatan bir film.Aynı zamanda son dönemlerde Hollywood'un çok sık başvurduğu edebi eserden beyazperdeye çevrimin olduğu filmlerden biri Moneyball..Konusu bakımından oldukça iyi ancak 133 dakika gibi gereksizce uzatılan sahneler ve ağır ilerleyen film dikkatinizi çoğu zaman dağıtabiliyor.Ancak yine de yönetmenin filmin arasında geçmişten sahnelere yer vererek izleyicinin merakını arttırması,başrol karakterini tanıtmadan bizim tanımamız gerektiğini filmde çok iyi yansıtmış.Aynı zamanda karakterin gençliğinde nasıl bir beyzbol oyuncusu olduğunu da görebiliyoruz filmde.Altın Küre Ödülleri'ne Drama Dalında En İyi Film olarak aday olan Moneyball'ın Oscar Ödülleri'ne de En İyi Film dalında aday olması muhtemel ancak bana göre kazanma olasılığı biraz düşük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyunculuk anlamında izleyiciyi çeken bir yanı var.Tabi ki de bu Brad Pitt'in filmde oynaması.Yazımın başında da belirttiğim gibi 2 sene sonra sinemayı bırakacağını açıklayan Brad Pitt Oscar Ödülü almadan sinemayı bırakmamaya kararlı gibi.Film boyunca en çok dikkat ettiğim şey zaten Brad Pitt'in performansı oldu.Çünkü izlediğim çoğu filminde aynı performansı gösteren Pitt'in bu filmde de daha iyi bir performans ortaya koyacağını pek sanmıyordum ki beklediğim gibi de oldu.Altın Küre'ye En İyi Erkek Oyuncu dalında aday olan Pitt'in performansı en zorlu rakibi (bana göre) Joseph Gordon-Lewitt'in gerisinde.Oscar'a aday olması kesin gibi ama bence ödülü haketmiyor ne kadar kendisini çok sevsemde.Çünkü Brad Pitt'in daha iyi performanslarını görmüştüm (Benjamin Button,Dövüş Kulübü..).Ancak yine de adaylık elde etmesi başarı olacaktur kendisi için.Filmin diğer oyunucu Jonah Hill'de 28 yaşında genç ve bu tarz filmlerde pek alışık olmadığımız bir yüz.Ufak çaplı rollerde yer alan Hill bu filmde çıtayı biraz daha yükseltmiş ve Altın Küre'ye En İyi Yardımcı Oyuncu dalında aday olmayı başarmış ancak o da Brad Pitt gibi Oscar'a uzak bence.Yine de belirtmeliyim Brad Pitt ve Jonah Hill'in performansları güzel ancak Oscar alacak kadar değil bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin Altın Küre Ödülleri'ne aday olduğu En İyi Senayo dalında ise ödüle pek yakın değil çünkü bu yılın favorisi olarak gösterilen Artist filmi Moneyball'a çelmeyi takabilir.Zaten Akademi Üyeleri Uyarlama Senaryolara pek şans vermiyorlar kendi dalları dışında (En İyi Uyarlama Senaryo).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İMDB'den 7.8 puan alan Moneyball yaklaşık iki ay önce 8.1 puana sahipti ve geriledi.Film benden de 7.1 aldığını belirteyim.Filmin eleştirmeme rağmen en büyük artısı tabiki Brad Pitt..Kendisinin Oscar'ı almasını ondan çok isterim ama bu filmle almasını pek beklemiyorum açıkcası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu filmi izleyin !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-8164441948959948437?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/8164441948959948437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-2-moneyball.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8164441948959948437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8164441948959948437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-2-moneyball.html' title='Oscar&apos;a Koşanlar /Part 2/  Moneyball'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/--0WQl3lsCyQ/TxIi8WJ-5VI/AAAAAAAAADw/AeOr9Jz3Oak/s72-c/images.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7360284948895426147</id><published>2012-01-14T12:25:00.000-08:00</published><updated>2012-01-14T16:52:16.760-08:00</updated><title type='text'>Oscar'a Koşanlar   /Part 1/  The Help</title><content type='html'>2012 yılında Blog yazılarımda öncelikli olarak yılın Oscar adayı olabilicek filmleriyle kritiklerime başlamak istiyorum.Bu ilk yazı kritiğimde The Help ve 50/50 filmlerine yer vermek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;The Help/Yardımcı&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-581Tc6witIY/TxHkhZmfFjI/AAAAAAAAADo/Hb08noqECnk/s1600/the-help-poster.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://4.bp.blogspot.com/-581Tc6witIY/TxHkhZmfFjI/AAAAAAAAADo/Hb08noqECnk/s320/the-help-poster.jpg" width="276" /&gt;&lt;/a&gt;2011 yılının kuşkusuz fark yaratan filmlerinden The Help her anlamda seyirciyi doyuran bir film.Başta ele almış olduğu mükemmel hikayesi ile izleyenleri kendinden geçiren muhteşem diye tabir edebilceğim bir senaryosu var.&lt;br /&gt;Kathryn Stockett'in aynı adlı eserinden sinamaya uyarlanan film ABD tarihinin son 50 yılında en çok tartışılan ve tartışılmaya devam eden 'siyah-beyaz' ayrımını konu alıyor.Siyah hizmetçilerle,beyaz patronları arasında geçen filmde siyahların 1960'lar ABD'sinde nasıl bir yaşama sahip olduklarını net bir şekilde görebiliyoruz.Patronlarıyla aynı tuvaleti,aynı çatal ve bıçağı,aynı bardağı kullanmaları yasak olan ve ABD'de mülteci konumuna düşen siyah hizmetçi kadınların o güne kadar yaşadıklarının bir beyaz yazar tarafından kitaba alınması ve seslerini tüm ABD'ye duyurabilme çabalarını etkili ve akıcı 140 dakikaya sığdırmayı başarmış.Kısa bir not ta düşeyim.Film Altın Küre Ödüllerinde Drama Dalında En İyi Film adayı.Tahminime göre Oscar Ödülleri'nin de En İyi Film kategorisinde yarışacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmdeki oyunculuk performansları ise ayrı bir mükemmellik tablosu gibi.Filmde başta Viola Davis olmak üzere birçok oyuncu kariyerinde zirveyi bu filmle tamamlıyor.Kaldı ki Davis bu filmiyle Altın Küre Ödülleri'nde En İyi Kadın Oyuncu dalında aday.Ödülü alır mı bilmem ama Oscar Ödülleri'ne de En İyi Kadın Oyuncu dalında aday olacağına şüphem yok.Filmin bir diğer başrol oyuncu Octavia Spencer'da filmde döktürüyor.Tam da kendine göre bir filmde kendini iyi kanıtladığını söyleyebiliriz.Altın Küre Ödülleri'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında aday olan Spencer'ın Oscar Ödülleri'nde de aynı kategoride yerinin hazır olduğunu düşünüyorum.Yine Altın Küre'nin aynı kategorisinde aday olan Jessica Chastain'ın performansını da iyi buldum ancak Oscar Ödülleri'ne aday olması düşük ihtimal çünkü ondan daha iyileri var bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin müzikleri de oyunculuk performansları gibi bol ödüllü müzisyenlerden geliyor.10 kez Oscar Ödülleri'ne aday olan müzik yapımcısı Thomas Newman'ın yine aday olmasını bekliyorum.Bu arada Altın Küre'ye de En İyi Orjinal Şarkı dalında 3 arkadaşıyla aday olduğunu da belirteyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin İMDB puanına bakıcak olursak yine olumlu cümleler kurabiliriz çünkü 8.1 gibi yüksek bir puana sahip.Filmin bende de 7.8 aldığını belirteyim ve kesinlikle izlemenizi tavsiye ederek yazımı noktalandırayım..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7360284948895426147?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7360284948895426147/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-1.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7360284948895426147'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7360284948895426147'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2012/01/oscara-kosanlar-part-1.html' title='Oscar&apos;a Koşanlar   /Part 1/  The Help'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-581Tc6witIY/TxHkhZmfFjI/AAAAAAAAADo/Hb08noqECnk/s72-c/the-help-poster.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-4679457458483662646</id><published>2011-12-26T11:07:00.000-08:00</published><updated>2011-12-26T11:17:53.473-08:00</updated><title type='text'>Ölüm Zinciri / Chain Letter</title><content type='html'>Benim film seçmede en büyük zaafım filmin konusunu okuduktan sonra hemen izleyip izlememeye karar vermek.Bu hatayı çok sık yaptığım için güzel filmleri de her zaman izlemeye vaktim olmuyor.Ölüm Zinciri ise bugüne kadar izlediğim en başarısız korku filmlerinden biri olarak kayıtlarımda yer aldı.İMDB puanı 4.0 olan bir filmi izlememde zaten bir hata ama dediğim gibi konusuna kapılıp izlediğim onlarca kötü filmden birisi işte.Öncelikle yazımın başından beri övdüğüm filmin konusuna bakıcak olursak filmde internet üzerinden gelen bir ölüm zinciri adlı mesajı alan 6 öğrencinin arkadaşlarına da bu mesajı yollamadıklar takdirde ölümlerini inşa ettikleri bir film.Aslında işlenebilse ve klişelerden uzak kalınabilse oldukça iyi bir film ortaya çıkabilir bence.Testere serisine benzetilen öldürme seansları,oyuncuların vasat performansları ve filmin atmosferi içler acısı diyebilirim.İlk defa bir korku filminin mekanından bu kadar rahatsız olduğumu da belirtmeliyim.Yönetmenin parası mı yoktu bilemiyorum ama gerçekten kötü bir atmosfer vardı filmde.Oyunculara baktığımızda klasik ABD korku filmlerinde olduğu gibi tanınmamış oyunculardan oluşan vasat performanslı bir kadro ne kadar kötü performansları sergilediklerini izlediğinizde sizde görebilirsiniz...&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-K1m_zuBe4QI/TvjF7QFZruI/AAAAAAAAADI/eMYZfUiwqBo/s1600/olum-zinciri.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/-K1m_zuBe4QI/TvjF7QFZruI/AAAAAAAAADI/eMYZfUiwqBo/s320/olum-zinciri.jpg" width="222" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ve gelelim filmin belki de tek olumlu yanına.Korku filmlerinde iyi müzik yapabilmek çok önemlidir.Çünkü özellikle de ölüm sahnelerinde seyirciyi korkutmak için müziklerin bu sahnelerdeki rolü çok önemli.Testere,13.Cuma vb. seri filmlerde izleyicinin korkması yada en azından gerilmesinde müziklerin payı elbet çok büyük.Bu filmde şayet öldürme sahneleri biraz orjinal ve akıllıca olsaydı bence güzel müzikleriyle iyi bir filmin temelleri atılabilirdi.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Filmde bir de verilmeye çalışılan ufaktan bir mesajda var sanki.Teknolojinin zararları.Filmde sürekli vurgulanan şeylerden birisi de katilin teknoloji düşmanı bir grup üyesi olduğuydu.Gerçi çoğu korku filminin aksine katilin kim olduğunu bilemememiz sadece aklımızda kalan sorularla birden biten film de kalitesini böyle ortaya koyuyor.Özellikle de Cevapsız Arama,Ölümün Sesi,3 Gün İçinde Öleceksin serisi gibi filmlerden zevk alanlar için bile kötü bir film olmuş.Umarım ben de bir daha böyle bir hataya başvurmam!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-4679457458483662646?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/4679457458483662646/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/12/benim-film-secmede-en-buyuk-zaafm.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/4679457458483662646'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/4679457458483662646'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/12/benim-film-secmede-en-buyuk-zaafm.html' title='Ölüm Zinciri / Chain Letter'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-K1m_zuBe4QI/TvjF7QFZruI/AAAAAAAAADI/eMYZfUiwqBo/s72-c/olum-zinciri.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-8413399409191543212</id><published>2011-12-25T04:20:00.000-08:00</published><updated>2011-12-26T11:08:52.295-08:00</updated><title type='text'>Korku Kapanı 4 /Wrong Turn 4</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-wKZ-LcMUKtc/TvcUB_Weu7I/AAAAAAAAACw/aosB0hoCAco/s1600/korkukapani4.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/-wKZ-LcMUKtc/TvcUB_Weu7I/AAAAAAAAACw/aosB0hoCAco/s320/korkukapani4.jpg" width="224" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;2000'li yıllar bana göre korku sinemasının dibe vurduğu yıllar olmuştur.Korku Kapanı ve Testere dışında çıkan hiçbir seri orjinal kalamamış ve izleyiciyi kendisine çekmeyi başaramamıştır.Korku filmlerinin kalitesizliğini yaşadığımız şu yıllarda ilk filmi 2003 yılında gösterilen ve ardından gördüğü büyük ilgiyle serinin en iyi filmi olarak gösterdiğim ikinci filminin 2006 yılında çekilmesi ve ardından bir yıl sonra izleyiciye sunulan serinin üçüncü filminden sonra 4 yıllık bir arayla serinin bu son filmi karşımızda.Sıkı bir korku film izleyicisi olduğum için artık hangi filmin nasıl biteceğini bile çoğu zaman bilmek gerçekten sıkıyor beni.Gerçi tahmin yürütmek için 20 korku filmi izlemeniz bile yeterli olacaktır zaten.Serinin bu son filmini de bu şekilde izledim ama bu serinin diğer serilerden bir farkı var demiştim yazımın başında.İşte tahmin ederek izlememe karşında filmden bir dakika olsun sıkılmadan,büyük bir merakla yinede izledim.İşte Korku Kapanı serinin de en büyük avantajı bu oluyor.Film izleyiciyi kendine öyle bir çekiyor ki hele son sahnelerde ''napıyorsun? kaçıp kurtulsana işte'' gibi cümleler kurmaktan da kendimi alamamam beni bu seriye bağlayan en büyük şey zaten...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin konusuna baktığımızda ilk üç filme göre bu sefer ormanda değil mekan olarak terkedilmiş bir sanatoryumda geçtiğini görüyoruz.Açıkcası fragmanını izlerken bile keyif alacağınızı hissedebiliyorsunuz.Filmin ana konusu yamyamlar bu filmde de yine iş başı yapmışlar.Artık kendileriyle dost olduğum(!) için yeni filmlerini sabırsızlıkla bekliyorum diyebilirim.Biraz spoiler yapıcak olursak David'in etini kesip,ızgara çubuğuna geçirip ardından da soğanla birlikte pişiriz ızgara yapmaları ve afiyetle yedikleri o sahnede elimden cipsi düşürdüğüm an olmuştu ve cidden midem kalkmıştı ama daha sonra eti yiyen yamyamın eliyle yapmış olduğu ''ımm çok lezzetli'' işareti de beni o kadar güldürdü ki anlatamam.Filmin konusuna dönersek yine klasik 9 kişinin dağda kaybolması konusu terkedilmiş sanılan sanatoryumda bir gece geçirmek zorunda olmaları ve 2 gün boyunca başlarına gelen oyunlarla olan yüzleşmelerini anlatan klasik ama bir Korku Kapanı filmi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin oyuncuları da her zaman ki gibi ABD'nin ünlü Hollywood oyuncularından değil.Zaten korku filmlerinin en önemli özelliği de hemen her filmde popülerliği fazla olmayan oyuncularına kadroda yer vermesi.Bu çoğu zaman handikap olabiliyor ama bu filmde oyunculuklar kötü değil ortalama seyrindeydi.Zaten orjinal dilde seyretmenin de en büyük artısı oyunculuk performanslarını daha iyi görebilmek.Zaten gişe kaygısı taşımayan bir film için ideal bir oyuncu kadrosu olmuş bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son olarak filmi her yıl korku filmlerine verdiğim Oscar Ödülleri'n de ki yerine.Açıkcası bu sene iyi bir korku filmi pek fazla izleyemedik desem tam yeridir bence.Çok fazla seçeneğimizin olmadığı bu sene Korku Kapanı 4 filminin adaylık alması diğer filmlere baktığımızda gayet yeterli duruyor gibi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-8413399409191543212?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/8413399409191543212/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/12/2000li-yllar-bana-gore-korku-sinemasnn.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8413399409191543212'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8413399409191543212'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/12/2000li-yllar-bana-gore-korku-sinemasnn.html' title='Korku Kapanı 4 /Wrong Turn 4'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-wKZ-LcMUKtc/TvcUB_Weu7I/AAAAAAAAACw/aosB0hoCAco/s72-c/korkukapani4.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7672574435295001742</id><published>2011-12-18T08:44:00.000-08:00</published><updated>2011-12-18T08:44:08.345-08:00</updated><title type='text'>Ölüm Zili/Death Bell</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-tvVSLipVlHQ/Tu4XQXiffII/AAAAAAAAABo/o5y2bOTfP8Q/s1600/50169.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-tvVSLipVlHQ/Tu4XQXiffII/AAAAAAAAABo/o5y2bOTfP8Q/s1600/50169.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Güney Kore,Japonya ve Tayland gibi ülkelerin korku sinemasında yer almasının en büyük sebebi orjinal korku hikayeleridir.Ne kadar güzel olduğu tartışılır tabi ama yapılan filmlerin çoğunda orjinal senaryoların işlenmesi zeki &lt;br /&gt;Uzakdoğu insanının sinemaya da el atabileceğini gösteriyor bizlere.Ancak şahsım adına söylersem iyi bir korku sineması izleyicisi olmama rağmen Güney Kore filmlerini izlemeyi tercih etmiyorum çünkü filmlerinde ciddi anlamda sıkıntılar oluyor.Ölüm Zili filmini ise izleme sebebim sadece vakit geçirmek.Filmi izledikten sonra da vakit geçirmek için izlemenin ötesine geçemediğini düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin en büyük ve tek artısı konusu.Sıkı korku film izleyicileri filmi 2009 İngiltere yapımı Tormented filmine benzetebilir ama bu filmin ayrıldığı noktalar filmin zaten en iyi noktası.Filmde burs alamayan ve ailesinin maddi durumu sebebiyle öğretmenlerinden burs isteyen genç kızın,okulun erkek öğretmenlerinden biri tarafından öldürülmesini ve daha sonra kızın babasının zekice oynadığı bir intikam oyununu konu alıyor.Zekice sorulan soruların okulun en zeki öğrencilerinden oluşan bir özel sınıflar oynanması da dikkatlerden kaçmıyor.Filmin başlarında oyunu öldürülen kızın yapıldığı zannediliyor ancak gerçek filmin sonuna doğru ortaya çıkıyor.Zekice hazırlanmış senaryosunu beğendiğimi ancak iyi işlenemediği kanaatindeyim.Bu yüzden ileride Hollywood tarafından filmin Remake'i yapılması kaçınılmaz gibi.Zate Ring/Halka filmi bile Remake oluyorsa Hollywood'un Güney Kore ve Japonlar'dan artık kopya çekmesi normal bir hal alıyor.Bu konu aslında çalışmayan tembel bir öğrencinin,çalışkan ve akıllı bir öğrenciden kopya çekmesine benzetilebilir aslında.&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-UJGbtQ7JSXw/Tu4XiWBV_kI/AAAAAAAAABw/ox5J3A1e-sc/s1600/2501040399ddc393207f5d036d5fa4e5_1278142280.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="213" src="http://4.bp.blogspot.com/-UJGbtQ7JSXw/Tu4XiWBV_kI/AAAAAAAAABw/ox5J3A1e-sc/s320/2501040399ddc393207f5d036d5fa4e5_1278142280.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Filmde dikkatimi çeken en büyük eksiklik yetersiz seviyede kalmış oyunculuklar.Bu da dolaylı yoldan yönetmenin de bana göre başarısız olduğunu ortaya koyuyor.Şöyle ki filmde oynayacağı oyuncuların performanslarını nasıl yönetmen belirliyorsa filmin kaliteli olmasını da bir bakıma yönetmen belirliyor.Filmdeki oyunculuk performanslarını inandırıcı bulmadığımı da eklemeliyim.Sanki ezbere oynanan bir oyun gibiyidi.Oyuncuların performasının kötü olması da filmin başarısını bence hissedilir derecede düşürmüş.Filmin Bruce Lee tarafından yapılması da avantaj olacağı gibi dezavantaj olmuş.Bu da Lee'nin oyuncu seçiminde başarısız olduğunu gösteriyor.Zaten genelde oyunculuğu çok başarılı olan kişilerin yönetmenlik becerilerinin çoğu zaman sınıfı geçememesi herkesin kendi işini yapması gerektiğini bizlere hatırlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filmin İMDb puanı ortalama film düzeyinde.Yani 5.6/10.Aslında İMDb dünyanın her kesiminden insanların oylarıyla belirlenen film puanlarından oluşsada iizleyicinin kendi beğenisinin her zaman daha önemli olduğu kanısındayım.Film pek çok yönden tatmin edici olmasada izlenesi farklı bir film olarak hafızamda yer alacak.&lt;br /&gt;Son bir notumu da paylaşayım filmin 2.si de çıkmış.İzleyip,görelim bakalım.!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;Filme Puanım ((6.1)) Ortalama&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7672574435295001742?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7672574435295001742/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/12/olum-zilideath-bell.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7672574435295001742'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7672574435295001742'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/12/olum-zilideath-bell.html' title='Ölüm Zili/Death Bell'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-tvVSLipVlHQ/Tu4XQXiffII/AAAAAAAAABo/o5y2bOTfP8Q/s72-c/50169.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7384080256708514258</id><published>2011-11-09T14:50:00.000-08:00</published><updated>2011-11-09T14:50:29.622-08:00</updated><title type='text'>Atatürk'ü Saygı İle Anıyoruz !</title><content type='html'>Büyük Türk Milleti'nin&amp;nbsp;lideri ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu&amp;nbsp;Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün aramızdan ayrılışının 73.yılını saygı,şeref,özlem ve üzüntüyle anıyoruz..Rahat uyu Ata'm..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-NaxMNMSxJn8/TrsDLuHRYFI/AAAAAAAAABg/werOxuv9g9Q/s1600/ataturk-resimleri-kartlari2.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="287" ida="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-NaxMNMSxJn8/TrsDLuHRYFI/AAAAAAAAABg/werOxuv9g9Q/s320/ataturk-resimleri-kartlari2.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;''Benim naciz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7384080256708514258?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7384080256708514258/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/11/ataturku-sayg-ile-anyoruz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7384080256708514258'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7384080256708514258'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/11/ataturku-sayg-ile-anyoruz.html' title='Atatürk&apos;ü Saygı İle Anıyoruz !'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-NaxMNMSxJn8/TrsDLuHRYFI/AAAAAAAAABg/werOxuv9g9Q/s72-c/ataturk-resimleri-kartlari2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-2854657454249121061</id><published>2011-11-08T05:55:00.000-08:00</published><updated>2011-11-08T05:55:36.048-08:00</updated><title type='text'>The Box /2009</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-rbC6igoBvdA/Trk0UQ9CSDI/AAAAAAAAABY/9h_4bF7xalE/s1600/The-Box.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ida="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-rbC6igoBvdA/Trk0UQ9CSDI/AAAAAAAAABY/9h_4bF7xalE/s320/The-Box.jpg" width="225" /&gt;&lt;/a&gt;Kutu..Adı üstünde bir kutu işte..İnsan bir kutuda yaşar,dünya bir kutu gibidir,bindiği arabanın tekeri bir kutudadır ve insan öldüğünde bile bir kutuda çürümeye bırakılır...Düşünmeyi,empati yapabilmeyi ve hayatta paradan da önemli şeylerin olması gerektiğini anlatan çok başarılı bir film.Filmle ilgili birçok yazılı okudum.Beğenen ve beğenmeyenler olmuş.Beğenmeyenler çoğunlukta gibi..Benim fikrimse olumlu.Tabi yönetmenin,kurgunun,konunun,oyuncuların etkisi yüksek ama gerçeği söylemek gerekirse filmin yönetmeni sadece isim olarak tanıdığım için filmi izlememdeki en büyük etken Cameron Diaz'dı.Diaz bu filmiyle farklı bir karaktere bürünmüş ve birazdan değineceğim gibi gayet iyi bir performans sergilemiş...&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Öncelikle orjinal bir yapım.Filmde verilmeye çalışılan bir ders var aslında.Kutudaki düğmeye basarsan 1 milyon dolar kazanacaksın ama aynı zamanda dünyanın bir yerinde hiç tanımadığın biri de ölmüş olacak.Eğer seçimin kutuya basmak olacaksa sen bencil yada kendini öle görmesen bile o parayı çok istiyor olacaksın.O zaman sen yine sadece kendini düşündüğün için bencil olacaksın.Çünkü o parayı aldığında hiç tanımadığın biri ölecek.Belki de ölen bir bebek,yada yaşamının baharında bir genç,ya da başka biri..Sonuçta biri ölecek ve sen bundan sonra başka testlere daha tabi tutulacaksın..İşte bu testin şimdiki kurbanları Norma ve Arthur oldu.Paraya ihtiyaçları olan çünkü aynı gün çok istedikleri işlerini kaybeden Norma ve Arthur'un kendi geleceklerini de düşünüp o düğmeye basmaları..Tabi düğmeye kimin bastığı da çok önemli.Düğmeye basan kişi ya kendi ölecek yada çocuğu sağır ve kör kalacak.İşte 1 milyon doları almanın bedeli de burda başlıyor.Aslında film ağır ilerlemesine rağmen o kadar akıcı ki izlerken tüm duyguları yaşaıyorsunuz.Biri size asla hiçbir neden yokken 1 milyon dolar verdiğinde düşünmemizi isteyen filmin sonunda Norma'nın çocuğunu kurtarması için hayatına veda etmesi işte hiç tanımadığı birinin ölmesiyle eşit hale geliyor.Zaten Norma'nın öldüğü an başka bir aileden bir kadın düğmeye basıyor ve işte tam o anda Norma ölüyor.Kısacası bir zincirle bu örgü devam ediyor.Filmin başında Norma düğmeye bastığında da bir kadın kocası tarafından kalbine sateş edilerek öldürülmüş,polisler ailenin çocuğunu banyoda bulmuştu.Buradan da anlaşılacağı üzre Norma ve Arthur'un da çocuklarının banyoda sağır ve kör halde bulunması oyunun kurallarını net bir şekilde açıklıyor.Filmde parçaları tamamladığınız da aslında kafanızda pek fazla soru işareti kalmıyor.Mesela kutuyu getiren adamın yüzünün yarısının yok olması ve kapıyı açtığınızda adam hakkında o anda hissettiğiniz duygular da çok önemli.O anda hissetmeniz gereken sevgi olmalı çünkü eğer acırsanız diğerlerinden farkınız kalmaz.Norma'nın diğerlerinden farkı da bu çünkü kendisinin de küçükken başından geçirdiği bir kaza sebebiyle sağ ayak parmaklarından dört tanesi yok..İşte tüm gizemi ve güzelliğiyle basit bir kutu...&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-Va9RzoPWl1k/Trk0CdsgHTI/AAAAAAAAABQ/EJiIGarY1zc/s1600/images.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" ida="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-Va9RzoPWl1k/Trk0CdsgHTI/AAAAAAAAABQ/EJiIGarY1zc/s1600/images.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Filmin basit ve gereksiz,zaman kaybı olduğunu düşünenler bence hala basit bir dünyada,basit bir zaman diliminde yaşayanlar...Cameron Diaz'ın performansına gelirsek bir komedi oyuncusu olmasına rağmen son dönemlerde farklı rollere bürünmesi (Bkz.Kız Kardeşimin Hikayesi) çok hoş...Beni yine yanıltmadı ve hoş bir performans sergiledi.Donnie Darko'nun yönetmeni Richard Kelly oldukça orjinal bir yönetmen.Sinemaya kendi tarzını koyan yönetmenleri çok seviyorum.Örneğin;David Lynch bir efsane.Kelly'de bu filmiyle yine hayranlarını şaşırtıyor ama daha düşük not alan bu filminde bence performansından bişiy kaybetmemiş.Kelly'nin en beğendiğim özelliği ise filmde tüm detayları izleyicinin görmesini istemesi ve izleyicinin merak ettiklerini filmde cevaplandırması..Uzan lafın kısası izleyin derim bu filmi.Bir başyapıt havasında değil ama başarılı bir film olduğu aşikar.Merak uyandırıcı gizemli ve farklı bir film!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-2854657454249121061?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/2854657454249121061/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/11/box-2009.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/2854657454249121061'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/2854657454249121061'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/11/box-2009.html' title='The Box /2009'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-rbC6igoBvdA/Trk0UQ9CSDI/AAAAAAAAABY/9h_4bF7xalE/s72-c/The-Box.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7412579945966320682</id><published>2011-11-07T13:20:00.000-08:00</published><updated>2011-11-07T13:20:05.007-08:00</updated><title type='text'>Stake Land /2010</title><content type='html'>Korku fanatikleri iyi bilir ki korku sinemasında vampirlerin,zombilerin ve yamyamların eskiden çok büyük bir yeri vardı.1975'ten sonra teen-slasher filmlerinin bu tür yapımların önüne geçmesiyle vampirler gündemden düştü.Ancak 2000'li yıllara gelindiğinde 2-3 absürd komedi tarzında filmle canlanmaya başlayan bu sektör altın çağını Alcakaranlık(2008) filmiyle yaşadı.Alcakaranlık filminin büyük bir ilgi görmesi edebiyat ve hatta dizi dünyasını da tamamıyla içine almayı başardı.Son dönemde Alcakaranlık serisi devam ederken komedi,dram vb. türlerde çıkan vampirli filmleri,Vampir Günlükler dizisi de TV'den devam ettirdi..Hepsinin asıl kaynağı olan Edebiyat alanında bugün hala vampir serileri okuyucular tarafında büyük ilgi görmekte..Ancak hepsinin de vampirlere bakış açısının,vampirlerin özellikleri ve yaratılışları bakımından farklı bir çizgide olması hala bu furyanın devam etmesini sağlıyor...2010 yılında yapılan ve bu yıl ülkemizde de gösterime giren son vampir filmlerinden birisi de kendi çzigisini yaratan bir başka film,Stake Land...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none; clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-FiBdxdjXZ54/TrhKo1Po10I/AAAAAAAAABA/FtnwbGvZSHU/s1600/Stake-Land.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" closure_uid_h2zqj0="67" height="320" ida="true" src="http://4.bp.blogspot.com/-FiBdxdjXZ54/TrhKo1Po10I/AAAAAAAAABA/FtnwbGvZSHU/s320/Stake-Land.jpg" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Filmin her bakımdan diğer vampir filmlerinden farklı olması Alcakaranlık gibi duygusal vampir-insan aşkını anlatan filmlerden bence bir basamak daha kaliteli olmasını sağlıyor.Stake Land'ın en büyük artısı duygusallığı ön plana çıkarmaması olmuş.Yani ortada bir aşk yok bir hayatta kalma mücadelesi var ve değişik vampir makyajlarıyla film oldukça orjinal görünüyor.Filmde ayrıca 'Kardeşlik' adı verilen bir din örgütünün ülkeyi vampirlere yardım ederek ele geçirme çabası ve Beyefendi,Martin ve yanındakilerle sürekli çatışma halinde olması filmin diğer artılarından.Öncelikle farklı makyaj anlayışına diyecek lafım yok gayet güzel olmuş.Bir diğer husus ta filmin sadece kurtulmaya çalışan 3-4 insanın sadece vampirlerle mücadelesine dönüşmemesi.Bu özellik filmi sıkıcıktan ve basitlikten kurtarmış.Abartıldığı kadar korku türünü yansıtmasa da bana göre gerilim ve dram türünün bu furyada önemli bir başucu eseri olmuş diyebilirim.Filmin hoş ta bir korgusu var.Rüya sahneleri olsun,şaşırtan sahneleri (özellikle de son sahnesi) olsun oldukça orjinal bir film olmuş.Masraftan pek kaçınılmaması ve eldeki imkanların doğru kullanılması görselliği geliştirmiş ve filmi film yapmış,izleyiciyi kendisine kolayca çekmeyi başarmış.&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-Rj_61wmhYMA/TrhK1fSeRQI/AAAAAAAAABI/4iZEZ1j35gA/s1600/stake-land-exclusive.jpg" imageanchor="1" style="clear: right; cssfloat: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" closure_uid_h2zqj0="108" height="213" ida="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-Rj_61wmhYMA/TrhK1fSeRQI/AAAAAAAAABI/4iZEZ1j35gA/s320/stake-land-exclusive.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Filmde ayrıca oyuncular karakterlerini iyi bir şekilde yansıtmayı başarmış.Nick Damici üstlendiği zor karakteri başarıyla gerçekleştirirken ona başrolde eşlik eden Connor Paolo ise oyunculukta kendini bu filmde daha da geliştirmişe benziyor.Öyle ki filmin diğer vampir filmlerinden bir başka artı noktasını da oyunculuk performansları oluşturuyor...Filmin süresi iyi tutulmuş.90 dk boyunca pek az sahnede sıkılabilirsiniz ama sahnelerin uzun tutulmaması izleyiciyi filmden koparmıyor ki bu tarz filmler için önemli bir detay olmuş.Kısacası bu senenin başarılı filmlerinden biri Stake Land.Henüz ciddi bir eleştiri yazısını okumadım ama bu tür filmlerden anladığım için rahatlıkla söyleyebilirm ki farklı bir film.Benim içinse farklı dünyamda farklı bir film olmuş..:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7412579945966320682?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7412579945966320682/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/11/stake-land-2010.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7412579945966320682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7412579945966320682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/11/stake-land-2010.html' title='Stake Land /2010'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-FiBdxdjXZ54/TrhKo1Po10I/AAAAAAAAABA/FtnwbGvZSHU/s72-c/Stake-Land.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-8386265529248354312</id><published>2011-10-26T16:12:00.001-07:00</published><updated>2011-10-26T16:13:30.988-07:00</updated><title type='text'>The Walking Dead 2.Sezon 1-2.Bölüm</title><content type='html'>&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-RojsHv0ov7k/TqiT2zFfUVI/AAAAAAAAAAs/hc0c38I1s7M/s1600/the-walking-dead.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; cssfloat: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" ida="true" src="http://3.bp.blogspot.com/-RojsHv0ov7k/TqiT2zFfUVI/AAAAAAAAAAs/hc0c38I1s7M/s320/the-walking-dead.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;Geçen sezon sadece 5 bölüm yayınlanmasına rağmen okuduğum haberlere göre reyting rekorları kıran dizi 2.sezon için onayı almış ve bu sefer 13 bölüm yayınlanacağı açıklanmıştı.Açıkcası koca bir yaz dizinin başlamasını beklediğimi söylemeliyim.Bu tarz dizilerin dizi dünyasında pek fazla yer almamasından dolayı The Walking Dead alanında gerçekten çok başarılı bir proje olmuş.Sezonun ilk iki bölümü de yine izleyiciyi ters köşeye yatıran sahnelerle doluydu.Aksiyon yerini dram ve gerilime bırakirken ilerleyen bölümlerde aksiyonun tavan yapacağı anlaşılıyordu 2.bölümün son sahnesinde..&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Dizinin 2.sezon ilk bölümünde kurtulan ekipten bir zombi saldırısı sonucu kaçan küçük kızın koybolmasını konu almış genel olarak.Bu bölümde genel anlamda kaybolan kız aranıyor ve bölüm sonunda öyle bir final yapıyor ki şaşırıp kalıyorsunuz.Sherrif'in vurulan oğlu ilk bölüme damgasını vuruyor ama iyi de oluyor çünkü 2.bölümde daha farklı kişilerin hayatta kaldığını da öğrenmiş oluyoruz.Bu heyecanlı bölüm finalinden sonra 2.bölümde küçük çocuğun bir veteriner tarafından ameliyat edilmesini ve gerekli malzemeleri bulmak için de Morgan ve çocuğu vuran adamın malzemeleri almak için zombilerin bulunduğu alana gidişini ve final kısmında zombiler tarafından kapana sıkışan bu iki adamı seyrediyoruz..Açıkcası çok başarılı bulduğum bir bölüm daha geride kalırken bu bölümde diziye dikkat ettiğime göre 4-5 kişi daha katılıyor.Diziye katılan karakterlerden yaşlı adamın çok önemli bir özelliği var buda veteriner olması.En azından hastalara elinden geldiğince tıbbi yardımları yapmaya çalışıyor ki bu&amp;nbsp;da hayatta kalanlar için bir şans diyelim..Diğer karakterlerin de ilerleyen bölümlerde artı özelliklerinin olduğunu göreceğimizi düşünüyorum ve ilerleyen bölümlerde sürpriz ölümler bekliyorum çünkü dizide neler olabilceğini tam tahmin etmek imkansız ama bu da en güzeli tabiki..!&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;Dizide belirtmek istediğim bir kaç nokta var..Öncelikle Türkiye'de pek fazla tutmasa da dizi (açıkcası Türkler gerilim sevmez) başta ABD olmak üzere birçok ülkede izlenme rekorları kırmış.Dizinin 3.sezonu daha şimdiden onay almış söylentileri dolaşıyor..İkinci bir önemli husus dizinin zomiblerle doğrudan ilgili olması zombilerin dizi içindeki etkinliğinin artırılması anlamına da geliyor.Yani 2.sezonun ilk iki bölümünde kısmen gördüğümüz zombilerin bölüm üzerinde önemli bir yer edinmesini bekliyorum.Tıp ki ilk sezonda olduğu gibi zombilerle savaş bence tüm izleyicilerin ortak beklentisi..Dizide en beğendiğim nokta ise masraftan kaçınılmamış olması.Mekan ve bu mekanlarda yer alan görsel objeler çok güzel duruyor.Dizinin makyajları mükemmel.Zombiye bakınca yüzüne tüküresin geliyor.Hele de 2.bölümde Andrea'nın peşine takılan zombi gibi..Uzun lafın kısası 3.bölümü bekliyoruz!&lt;/div&gt;&lt;div style="border-bottom: medium none; border-left: medium none; border-right: medium none; border-top: medium none;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;WRİTTEN &amp;nbsp;BY &amp;nbsp;FARUK&amp;nbsp;AYDIN&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-8386265529248354312?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/8386265529248354312/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/gecen-sezon-sadece-5-bolum-yaynlanmasna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8386265529248354312'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/8386265529248354312'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/gecen-sezon-sadece-5-bolum-yaynlanmasna.html' title='The Walking Dead 2.Sezon 1-2.Bölüm'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-RojsHv0ov7k/TqiT2zFfUVI/AAAAAAAAAAs/hc0c38I1s7M/s72-c/the-walking-dead.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-385515484580486414</id><published>2011-10-22T11:36:00.001-07:00</published><updated>2011-10-22T11:36:52.855-07:00</updated><title type='text'>Paranormal Activty 3  (Hayal Kırıkılığı)</title><content type='html'>&lt;div class="post-header"&gt;&lt;div class="post-header-line-1"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="post-body entry-content" id="post-body-349088390819263090"&gt;Bu sefer olmamış..Onca işim arasında sırf ilk iki filmini çok beğendiğim için ve 2000li yılların en iyi korku serisi olarak gördüğüm için haftasonu film için biletimi aldım ve bugün gitme fırsatını buldum.Ama öyle bir filmle karşılaştım ki inanın filmin fragmanını izleyin size yetiyor..Yetiyor diyorum çünkü fragmandaki bir kaç sahne filmde yok ve fragmanından başka filmde güzel sahne yok.Hele filmin sonu bir anda bitmesi sinirlerimi daha da altüst etmiş durumda.Bu kadar güzel bir serinin bu hale gelmesi beni gerçekten üzdü..Sinemadaki film izlemeyi bilmeyen insanların gülmesi gibi artık benim bile güldüğüm sahnelerin olması film için iyi şeyler değil..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle serinin diğer filmlerine bir göz atalım.Çünkü bildiğimiz gibi seri birbirleriyle bağlantılı.Günümüzden geçmişe doğru gidiyor olaylar.Filmin başında da 2.filmin de öncesine gidiyor ve daha sonra birden 1987 yılına gidiyor.Yani ilk iki filmi izlemeyenlerin anlaması biraz zor.Daha sonra Kathy ve Kristi'nin küçüklük hallerini görüyorz.Anne ve babasını da filmde başrol oynadığı için onlar hakkında da bilgiler ediniyoruz ama filmin afişinde de yaazdığı gibi aileden geliyormuş kısmının filmi sonunda saçma bir şekilde açıklanmasını kabullenemiyorum..Herşeyden önce Bloody Mary efsanesinin filmin içinde işi ne? Filmin ilk iki filmde temel konusu Şeytan veya cin iken nasıl oluyor da Bloody Mary efsanesine dönüyorlar..Saçma çünkü Bloody Mary filmde varken aynı zamanda Tony adında bir de hayali arkadaşı var Katy'nin..Şayet bunlardan birinde karar kılınsaydı film daha güzel olurdu.Ben açıkcası filmi kızlara nasıl bulaşacağını anlattacağını düşündüğüm için izledim ama beklediğim gibi değildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ciddi bir de kurgu hatası var filmde.Bir de anlamdığım fragmandaki bazı sahnelerin filmden neden çıkarıldığı ? &lt;br /&gt;Şimdi öncelikle fragmanı İMDb gibi resmi bir sitede yayınlanan filmde peder'in sahnesi,katy'nin merdivenlerden düşme sahnesi,yangın sahnesi vb. gibi çok önemli parçalarını neden izleyemedim açıkcası çok merak ediyorum..Filmi izleyen insanları hep bir bekleyiş içinde bırakıyorlar ama pat diye biten filmden hiçbirşey anlaşılmıyor.Filmde dikkat çekmek istediğim bir nokta var ki o da küçük kızlarının anneannesinin olaylarla olan bağlatısı.2.filmde yıllar önce ailenin şeytanlar (kötü güçlerle) bir anlaşması var.Anlaşmaya göre doğacak ilk erkek çocuğu şeytana kurban edilir.Eee anneannesi bunu bilmesine rağmen kızından erkek çocuk istemesi onun da bu işlerle bağlantılı olduğu hissini bana uyandırıyor ve filmin sonunda yaşanan olaylardan bu anlaşılıyor..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de film hakkında biraz önerilerim var onlardan bahsetmek istiyorum.Öncelikle filmin yönetmeni veya senaristi ben olsaydım.Bloody Mary saçmalığını filme hiç katmazdım.Neden mi? çünkü ilk iki filmle alakası yok bunun..İkincisi fragmanında gördüğüm sahneri filmden çıkarmazdım..Aslında bunu Türkler de özel olarak yapmış olabilir yani tam bilmiyorum..Üçüncüsü ise anneannesinin şeytanla olan bağlantısını daha da aydınlatırdım ki izleyicinin aklında soru kalmasın.Ayrıca filmin en başında 2005 yılında Katy'nin anneannesinin ona verdiği kasetleri ablasına verirken ona ''anneannem bu video kasetleri biriktirme konusnda çok titizdi'' gibi bir cümle söyledi.Şimdi burada Katy'nin o kasetleri babasının çektiğini bilmesine rağmen,evinin de yanmış olmasına rağmen nasıl oluyor da bunu bu şekilde söylüyor bana çok saçme geldi..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazıyı aslında pek fazla uzatmaya gerek yok.Film mantık hatalarıyla,kurgu hatalarıyla ve çeşitli saçmalıklarla doluydu.Ve germesi gerekirken arada güldürmesi de filmin çizgisine yakışmadı.Çok büyük umutlarla gittğim filmden hayal kırıklığı ile dönüyorum.Sanırım üçleme olarak bir seri düşündükleri için 4.film çıkmayacak.Bence de çıkmasın zaten veya 3.filmi daha iyi bir şekilde çekilsin diyorum.Kısacası ortalama bir film olmuş.Keşke Contagion filmine gitseydim diyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filme Puanım:Üzülerek [6.2/10]&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not:Filmin fragman linkini de atayım filmi izledikten sonra karşılaştırın!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1778304/"&gt;&lt;span style="color: #444444;"&gt;http://www.imdb.com/title/tt1778304/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-385515484580486414?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/385515484580486414/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/paranormal-activty-3-hayal-krklg.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/385515484580486414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/385515484580486414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/paranormal-activty-3-hayal-krklg.html' title='Paranormal Activty 3  (Hayal Kırıkılığı)'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-5185936971956675157</id><published>2011-10-15T08:27:00.000-07:00</published><updated>2011-10-15T08:27:28.221-07:00</updated><title type='text'>2012 Yılında Efsanenin 100.Yılı Anısına Titanic</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-y0mxQ8foJnQ/Tpml53tadwI/AAAAAAAAAAU/qi7dn2ChlP0/s1600/titanic.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" oda="true" src="http://1.bp.blogspot.com/-y0mxQ8foJnQ/Tpml53tadwI/AAAAAAAAAAU/qi7dn2ChlP0/s320/titanic.jpg" width="214" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tüm zamanların en iyi filmi Titanic'in unutulmaz sahneleri,efektleri ve aşkıyla geri dönüyor.Ülkemizde 6 Nisan'da gösterime girmesi planlanan Titanic bu kez ilkinden farklı olarak 100.yılında 3D olarak vizyona girecek.Film hakkında pek fazla detaya girmeye gerek yok zaten efsanedir kendisi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-5185936971956675157?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/5185936971956675157/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/2012-ylnda-efsanenin-100yl-ansna.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/5185936971956675157'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/5185936971956675157'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/2012-ylnda-efsanenin-100yl-ansna.html' title='2012 Yılında Efsanenin 100.Yılı Anısına Titanic'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-y0mxQ8foJnQ/Tpml53tadwI/AAAAAAAAAAU/qi7dn2ChlP0/s72-c/titanic.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-4564969625383133587.post-7448817580021485242</id><published>2011-10-15T08:22:00.000-07:00</published><updated>2011-10-15T08:22:13.069-07:00</updated><title type='text'>48.Antalya Altın Portakal Film Festivali</title><content type='html'>48.Antalya Altın Portakal Festivali'ni bu yıl televizyondan takip etme fırsatını buldum.Türkiye'nin en prestijli film festivaline yakışacak düzeyde olmaması yine geçen seneki organizaysonların birer kopyası oluşu bana göre festivalin kalitesini düşürüyor.Öncelikle jüri üyelerinin sadece kadınlardan oluşması bana göre en azından kadroya baktığımda delirmemek elde değil.Sinemadan anlayanı anlamayanı doluşturmuşlar sanki.Yapmaya çalıştıkları şey basit aslında.'Biz kadına çok önem veriyoruz bakın tüm jüri üyeleri kadınlardan oluştu''Ee kardeşim sen iyi güzel hoş bir davranışta bulunmuşsunda jüri üyesine öle baştan savma isimler alınır mı hiç?Kimse alınmasın isim de vermek istemiyorum ancak bence tam anlamıyla sınıfta kalmış,her film ödül alsın zihniyetiyle yapılmış oylamlarıyla kötü bir festivalin ilk ayağını oluşturdu jüri üyeleri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yanlış nokta bana göre verilen ödüllerdi.Tüm filmleri izleme fırsatım olmadı ancak izlediklerim ve düşüncelerini her zaman önemsediğim bazı sinema yazarlarının da gene görüşünün bu yönde olması festival açısından kötü bir durum.Öncelikle festivalin favori filmlerinden Nar'ın sadece teselli ödülü gibi Jüri Büyük Ödülü ile dönmesi büyük bir ayıptı bana göre.4 tane dalda ödüle ulaşan ''Güzel Günler Göreceğiz'' filmi ise merak ettiğim filmlerden birisi.Festivalde abartılan filmlerin başında yer alan ''Zenne'' filminin geceden 5 ödülle ayrılması tartışılacak cinsten.Yine de Nar ve Geriye Kalan filmlerine ödül verilmesini haklı buluyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cümlelerimi burada bitirirken belirtmek istediğim bir diğer nokta daha var.2 sene sonra büyük bir gururla 50.yılını gerçekleştireceğimiz Altın Portakal'ın geriden kalan yıllara göre çok daha iyi olması en büyük temennim.Buna ilk olarak giyim-kuşamdan başlamak lazım.Tabi giyinmeyi bilmeyen bir toplum için oldukça zor bir madde gibi gözüküyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/4564969625383133587-7448817580021485242?l=faruk-aydn4.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/feeds/7448817580021485242/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/48antalya-altn-portakal-film-festivali.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7448817580021485242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/4564969625383133587/posts/default/7448817580021485242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://faruk-aydn4.blogspot.com/2011/10/48antalya-altn-portakal-film-festivali.html' title='48.Antalya Altın Portakal Film Festivali'/><author><name>Faruk Aydın</name><uri>http://www.blogger.com/profile/11923759471031504184</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='22' height='32' src='http://2.bp.blogspot.com/-1ghnVYZQwrg/Tu5NndTE1DI/AAAAAAAAACA/0CbVekvZLcE/s220/Titanik-3d-1261573433.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
